İngiltere son yıllarda ne çektiyse kalecilerinden çekti. Yapılan hatalar, yanlış tercihler İngiltere Milli Takımı’nın dünya sahnesinde başarısız sonuçlar almasına neden oldu. Ancak 60’lı yıllarda aksine ilk onbir tahtasına korkusuzca yazılan tek isim vardı, o da kaleci Gordon Banks’ti.
Yazılı kurallarla olmasa da futbolda herkesin bildiği ve zaman zaman dile getirdiği “atanla tutanın iyi olacak” düşüncesi futbolseverin kafasında hep bir yerlerdedir. İngiltere Milli Takımı ise bu iki etkeni pozitif olarak uzun yıllar yan yana getiremedi. Özellikle kaleci konusu yıllardır İngilizlerin korkulu rüyası oldu. Bıyıklı ağabeyimiz David Seaman ile başlayan hatalı gol yeme alışkanlığı geçtiğimiz senelerde Robert Green ile devam etti. Bu kaleci yetiştirememe sıkıntısını biraz daha gözler önüne sermek için bu sezonki İngiltere Premier Lig takımlarının 1. kalecilerine göz atalım.
20 takımlı ligde Manchester City, West Bromwich, Norwich City ve Blackburn Rovers kalelerini İngiliz eldivenlere teslim etti. Aston Villa, Bolton Wanderers, Qeens Park Rangers’ın kalelerini ise İrlandalılar koruyor. Newcastle United ve Swansea kalesinde Hollandalılar, Tottenham ve Everton filelerinde Amerikalılar korurken Liverpool ve Manchester United’ın kalelerinde İspanyollar var. Bu seçenekler dışında Arsenal Polonyalı, Chelsea Çek Cumhuriyetli, Fulham Avustralyalı, Sunderland Belçikalı, Stoke City Bosna Hersekli, Wigan Ummanlı, Wolverhampton da Gallerli kalecileri tercih etti. Dört tane İngiliz kaleci yeter de artar bile diyenler için ayrıca bir not ilave etmek istiyorum, İngiliz takımlarını seneye Avrupa kupalarında temsil edecek takımların yani ligi ilk beş içerisinde bitiren takımlardan sadece Manchester City’nin kalesini koruyan 25 yaşındaki Joe Hart İngiltere doğumlu.
2.Lig kalecisi Milli Takımda
İngiltere Premier Ligi takımlarının kaleleri benetton reklamlarındaki gibi uluslararası bir kimliğe bürünmüş durumdayken, Polonya ve Ukrayna’nın ortaklaşa düzenleyeceği Euro 2012’nin yaklaştığı şu günlerde İngiltere Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Roy Hodgson, turnuvada mücadele edecek 23 kişilik kadroyu açıkladı. Açıklar açıklamaz da İngilizlerin kaleci konusunda yaşadığı korku yine gün yüzüne çıktı. Hodgson kadroda üç kaleciye yer verdi. Birinci kaleci olarak Manchester City’nin kalecisi Joe Hart düşünülürken onun alternatifi olarak bu sezon West Ham United’la İngiltere Championship’te play-off oynayarak Premier Lig’e yükselen 31yaşındaki Robert Green kadrodaki yerini almıştı. Emniyet sibobu olarak ta Norwich City’nin 25 yaşındaki kalecisi John Ruddy son kaleci kontenjanını doldurdu. Öyle bir milli takım düşünün ki Avrupa Kupalarında ikinci kalecisini İkinci Lig’den seçiyor. Tezatlık zihinlerde oluşmadıysa birde örnekle açıklayayım. Türkiye Milli Takım teknik direktörü Abdullah Avcı'nın Euro 2012'ye Bank Asya 1.Liginde play-off oynayan ve bu sezon Spor Toto Süper Lig'e yükselen Kasımpaşaspor'un kalecisi Tolga Özgen'i ikinci kaleci olarak kadroya aldığını düşünün. İşte Roy Hodgson'ın Robert Green tercihi bile tüm bu "kalecisizlik" durumunu özetliyor.
Atanla tutanın yine tutarsız olduğu bir kadroyla yeni bir turnuvada mücadele edecek olan İngiltere bu iki değişkeni pozitife en çok yaklaştırdığı turnuvalardan birisi 1966 Dünya Kupasıydı. O sene İngilizlerin kalesini Gordon Banks koruyordu. O takım turnuva sonunda Dünya Kupasını kaldırırken alkışların bir bölümünü kaleyi koruyan adam hak ediyordu. Bu başarılı kaleci takımına yaptığı katkılar sonucunda “Banks of England” lakabına layık görüldü. Bu lakabı biraz açacak olursak “İngiltere Merkez Bankası halkın parasını nasıl koruyorsa, Gordon Banks’te İngiltere kalesini öyle koruyor.” anlamına gelen bir takma isim diyebiliriz. Gelin şimdi şampiyonluk getiren bu kalecinin hayatına daha yakından bakalım.
Futbol tesadüfleri sever
Gordon Banks, 1937’de Sheffield’ta dünyaya geldi, ilk kalecilik deneyimini Yorkshire kentinde okul takımında yaşadı. Gelecekte kalecilikten para kazanmayı düşünmediği için okulu bitirdikten sonra şehirdeki bir kömür işletmesinde çalışmaya başladı. Kömürcülükte aradığını bulamayan Banks bu başarısız denemeden sonra şansını bir tuğla ustasının yanında denemeye karar verdi. Fakat orada da işler istediği gibi gitmiyordu. Bir cumartesi günü bölgedeki Amatör Lig maçını izlemeye giden Banks, kalecisi rahatsızlanan Millspaugh takımının seyircilerden bir kaleci istemesi üzerine uzun süre sonra eldivenleri eline geçirip yeniden kaleye geçti. O dakikadan itibaren de hayatına kaleci olarak devam edeceğinin farkında değildi. Banks’ın o maç ve devamındaki sezonda gösterdiği performans onu bir üst ligde oynayan Romarsh takımına taşıdı. Fakat havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez Banks, Romarch formasıyla çıktığı ligin ilk iki maçında toplam 15 gol yiyince kendini bir anda alt ligdeki eski takımı Millspaugh’ta buldu.. Ancak, Banks ikinci kez geldiği Millspaugh’ta uzun süre kalmadı, o dönemin 3. Lig Kuzey Grubu’nda yer alan Chesterfield, Banks’i 1957 yılında maç başına 2 sterlin ücretle yarı-profesyonel futbol hayatına geçiş yapmasını sağladı. Banks, Chesterfield ile 23 maça çıkmıştı ki gösterdiği etkili performansla 1. Lig ekiplerinden Leicester City’nin dikkatini çekti. Leicester City 1959 yazında Chesterfield’e 7 bin sterlin bonservis bedeli ödeyerek Gordon Banks’ı renklerine kattı. Banks’in 1959 yılında başlayan Leicester kariyeri sekiz yıl sürdü. Başarılı eldiven bu süreç içerisinde Leicester City ile birlikte Wembley Stadında 1961’de Tottenham’a ve 1963’te Manchaster United’a Federasyon Kupası finalinde elendi. İki finalde elenerek büyük şansızlık yaşayan takım 1964 yılında İngiltere Lig Kupası’nı kazanarak şeytanın bacağını kırdı.
İngilizler kalecisini buldu
Leicester City’de gösterdiği performans Gordon Banks’e İngiltere Milli takımının da kapılarını araladı. İngiltere büyük beklentiler içinde gittiği Şili’de düzenlenen 1962 Dünya Kupası’na çeyrek finalde Garrincha’lı Brezilya’ya elenerek erken veda etti. Bu başarısızlığın ardından teknik direktör Walter Winterbottom’un yerine takımın başına Alf Ramsey getirildi. 1962’deki kupada İngiltere’nin kalesini Ron Springett koruyordu. Ramsey, Ada’da düzenlenecek olan 1966 Dünya Kupası öncesi elini taşın altına koydu ve kupayı kazanacak bir kadro oluşturmak için çalışmalara başladı. Ramsey, ilk iş olarak İngiltere kalesini Gordon Banks’e emanet etti. Ardından takımın diğer taşlarını oturttu.. Banks, Nisan 1963’te İskoçya ile yapılan maçta ilk defa sırtına geçirdiği milli formayı uzun bir süre çıkarmadı. 1.83 boyundaki Gordon Banks’i diğer İngiliz kaleciler arasından öne fırlamasını sağlayan özellikleri yer tutmadaki başarısı, kale çizgisindeki çabukluğu ve forvet oyuncularının hareketlerini önceden sezebilmesiydi.
İngiltere’de düzenlenen 1966 Dünya Kupasında kuralar çekilirken İngilizler ikinci torbada yer alıyordu. İngiltere, 1. grupta Fransa, Uruguay ve Meksika ile eşleşti. Grup maçlarında başarılı bir grafik çizen İngilizler üç maçta iki galibiyet ve bir beraberlikle grubu namaglûp lider tamamladı. Tabi bu performansta Gordon Banks’in katkısı göz ardı edilemezdi. Banks, 3 grup maçında da kalesini gole kapatarak takımını bir üst tura çıkmasını sağladı.
Çeyrek finalde rakip Arjantin’di. İngilizler, tangocuları Geoff Hurst’ün golüyle geçerek adını yarı finale yazdırdı. İngiltere’yi yarı finalde zorlu bir rakip bekliyordu. İngilizlerin karşısına yarı finalde Esubio’lu Portekiz çıktı. Fakat İngilizler Sir Bobby Charlton’ın attığı iki golle zor olan maçı kolaya çevirdi. Portekiz, bu gollere kupa sonunda gol kralı olarak büyük yankı uyandıran Esubio’nun ayağından gelen penaltıyla cevap verse de elenmekten kurtulamadı. İngilizler uzun bir aradan sonra finaldeydi. Gordon Banks finale kadar kalesinde sadece 1 gol gördü.
Final iki devin kapışmasına sahne olacaktı İngilizlerin karşısına Beckenbauer’in önderlik ettiği Batı Almanya çıktı. Normal süresi 2-2 biten maç uzatmalara gitti. Uzatmalarda Geoff Hurst’ün attığı iki golle skoru 4-2’ye taşıyan İngiltere kupayı müzesine götürdü. Hurst’ün uzatma dakikalarında attığı gol futbol tarihinin en tartışmalı gollerinden biri oldu. Topun çizgiyi geçip geçmediği tartışmaları hala yapılmaktadır. Hurst, birincilik madalyasının yanı sıra finalde attığı üç gol nedeniyle Dünya Kupası Finali’nde hat-trick yapan tek futbolcu olarak tarihe geçti. Hurst ayrıca 119. Dakikada attığı golle Dünya Kupaları tarihinin en geç golünü atan oyuncu unvanını da almıştır. İngiltere, Batı Almanya’yı yenip tarihinde ilk kez kupayı müzesine götürürken akıllara gelen isimlerin başında kuşkusuz kalesinde devleşip turnuva boyunca yalnızca üç gol yiyen Gordon Banks vardı.
“Her başarı itinayla cezalandırılır”
İngiltere Milli takımıyla bir ilke imza atarak Dünya Kupasını kazanan Banks’i ülkesine döndüğünde kötü bir sürpriz bekliyordu. Kulübü Leicester City altyapısından yetiştirdiği 17 yaşındaki kaleci Peter Shilton ile profesyonel sözleşme imzalayıp Gordon Banks’i satış listesine koymuştu.“laf aramızda aynı Peter Shilton ilerleyen dönemde milli takım formasını 125 kez giyerek en çok İngiltere Milli takımı forması giyen oyuncu ünvanını da alacaktı.”
Ne olduğunu anlamadan kapının önüne konan Gordon Banks kendisine kulüp aramaya başladı. Bu konuda fazla zorluk çekmeyen başarılı kaleciyle Liverpool ve Stoke City yakından ilgilendi. Ancak Gordon Banks tercihini Stoke City’den yana kullandı. Bu transferin Stoke City’ye maliyeti ise 50 bin sterlindi. Sekiz yıllık Leicester City kariyerine nokta koyan Banks 1967 yılından itibaren artık Stoke City için ter dökecekti. Stoke City kariyeri sürerken kaleciye yeni kurulan ve gelişim içerisinde olan Kuzey Amerika Futbol Liginden de teklifler gelmeye başladı. İngiltere de liglerin araya girmesiyle Gordon Banks 12 maç için Cleveland Stokers takımının yolunu tuttu. Ardından Stoke City kariyerine devam etti. Bu arada Cleveland Stokers bir sene sonra kepenkleri kapatarak futbol tarihinden çekildi. Gordon Banks Stoke City takımında gösterdiği performansla tekrar mili takıma seçildi.
“Dünyanın en iyi kurtarışı”
Meksika da düzenlenen 1970 Dünya Kupasında İngiltere Milli Takım teknik direktörü Alf Ramsey kaleyi yine Gordon Banks’e emanet etti. İngiltere çekilen kuralar sonucu 3. grupta Romanya, Brezilya ve Çek Cumhuriyetiyle eşleşti. Grubun ilk maçında Romanya ile karşılaşan İngilizler karşılaşmadan Geoff Hurst’un golüyle 1-0 galip ayrıldı.
Grubun ikinci karşılaşmasında ise İngilizlerin karşısında Pele’li Brezilya vardı. Erken final niteliğindeki mücadelede Gordon Banks Pele’nin müthiş kafa şutunu kurtarmasıyla adeta zihinlere kazındı. O kadar ki Pele maçtan sonra “Dünyanın en iyi kurtarışına hep birlikte şahit olduk sanırım” açıklamasını yaptı. Pele’ye dur diyen Gordon Banks Jairzinho’ya engel olamayınca Brezilya’nın tek farklı galibiyetine engel olamadı. Gruptaki son maçta rakip Çek Cumhuriyetiydi. Banks kalesini yine gole kapattı ve İngiltere Allan Clarke’ın penaltı golüyle üç puana ulaşarak gruptan Brezilya’nın ardından ikinci olarak çıktı.
Çeyrek finalde İngiltere’nin rakibi Batı Almanya’ydı, Karşılıklı gollerle normal süresi 2-2 biten karşılaşmada Batı Almanya uzatmalarda Gerd Müller ile bulduğu golle skoru 3-2’ye getirerek yarı finale ulaşan takım oldu. Batı Almanya, bi’nevi 1966 Dünya Kupasında finalde kaybettiği kupanın hesabını kesmişti. 1970 Meksika Dünya Kupasını ise finalde İtalya’yı 4-1 mağlup eden Brezilya kazandı.
İngiltere'de yılın futbolcusu bir kaleci
Dünya Kupasından döndükten sonra Stoke City kariyerine devam eden Gordon Banks, 1971 yılında gelen bir teklif üzerine bu sefer Güney Afrika Ligi takımlarından Cape Town ekibi Hellenic F.C.’de kiralık olarak üç maça çıkarak o bölge insanında gönlünü hoş tutmuştu.. Geri döndüğü yıl ise Stoke City kariyerinde zirveye çıktığı sezon olarak akıllarda kalacaktı. Banks, 1971-72 sezonunda o dönemki adıyla İngiltere Kupası şimdiki adıyla Carling Kupasında sırasıyla Southport, Oxford United, Manchester United, Bristol Rovers, WestHam United ve son olarak finalde Chelsea’yi 2-1 mağlup ederek 92 takım arasından kupaya uzanmayı başardı.
Bu kupanın kazanılmasında büyük rol oynayan Gordon Banks bu sezonki performansından dolayı “Yılın Futbolcusu” ödülüne layık görüldü. Böylece 26 sene sonra ilk kez bir kaleci Futbol Yazarları Birliği’nden yılın futbolcusu ödülünü almıştı. Stoke City de yaptığı bu yükselişin ardından yavaş yavaş milli takımdan elini ayağını çekmeye başladı tecrübeli eldiven.
İlk milli maçını oynadığı İskoçya, son milli maçında da rakipti ve Mayıs 1972’deki bu son maçı da gol yemeden tamamladı.Banks, kariyeri boyunca İngiltere Milli Takımının kalesini 73 maçta korudu. Bu maçların sadece 38’inde, toplam 57 gol yedi. Diğer 35 maçta ise kalesinde gol görmedi. Banks, A Milli formayı giydiği 73maçın 37’sinde Leicester City adına ter dökerken, 36 defa da Stoke City forması altında milli oldu.
Talihsiz kaza
Gordon Banks,1972 senesinin Ekim ayında aracının kontrolünü kaybederek trafik kazası geçirdi. Banks bu kazadan sağ salim kurtuldu fakat ünlü kalecinin sağ gözü görme yetisini büyük oranda yitirmişti. Kazanın ardından tedavi sürecinde her şey yolunda gitti ve Gordon Banks tekrar kaleye geçebilecek kadar iyi duruma geldi ancak Banks İngiltere’deki futbol yaşamına noktayı koydu. Bu talihsiz kazanın ardından toparlanıp eski yaşamına dönen Gordon Banks 1973 yazında Stoke City’nin genç takımında antrenörlüğe başladı.
Ancak 1977’de Kuzey Amerikan Futbol Ligi’nde mücadele etmek için kurulan Fort Laurdale Strikers takımı Banks’e “gel şu eldivenleri yeniden geçir eline” teklifini sundu. Bu teklife hayrı diyemeyen Gordon Banks 40 yaşında kendini bir anda kalenin önünde buldu. O sezon Fort Laurdale Strikers takımında George Best ve Ian Turner ile aynı forma altında mücadele eden Gordon Banks, neredeyse tek gözle mücadele verdiği 39 maçta ligdeki en iyi kaleciler arasında yer almayı başardı. Fakat Amerikan Ligine ilgiyi arttırabilmek için oyuncular hakkında yapılan sansasyonel haberler, gereksiz ticari oyunlar tecrübeli kaleciye İngiltere’nin yolunu tutturdu. Fort Laurdale Strikers’ta kurulduktan altı sene sonra kapandı. Gordon Banks o sezon bir maçlığına da olsa İrlanda kulübü St Patrick’s Athletic Football Club’ın da kalesini korudu. Yaşadığı bunca maceranın ardından 1978 yılında futbola tamamen noktayı koydu. Tecrübeli oyuncu tabi ki yine futboldan kopamadı. 1979-80 sezonunda Telford United’ın teknik direktörlüğünü üstlendi. Ama teknik direktörlük serüveni de uzun sürmedi.
Gordon Banks’in yolu 1981 yılında bu kez de beyaz perde ile kesişti, ancak bu sektöre kamera arkasından yardımcı olabildi. Yönetmenliğini John Huston’ın üstlendiği ve tarihin en iyi futbol filmleri arasında gösterilen “Zafere Kaçış” filminde Yüzbaşı Robert Hatch’i canlandıran Slyvester Stallone’yi kalecilik rolüne hazırladı. Filmde Slyvester Stallone’nin yanı sıra Oscarlı oyuncu Michael Caine, ünlü futbolcular Pele, Bobby Moore ve Osvaldo Ardilez de rol aldı.
1998 yılında Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu tarafından 1002 oyla birinci olan kaleci Lev Yashin’in ardından 717 oyla 20. yüzyılın en iyi 2. kalecisi seçildi.
“177 bin 280 dolara Dünya Kupası madalyası”
2000’li yıllarda düştüğü maddi sıkıntıdan kurtulabilmek için 1966 Dünya Kupasında İngiltere Milli Takımı’yla kazandığı altın madalyayı satışa çıkardı. Madalya’ya 177 bin 280 dolar değer biçildi, bu dünya da bir madalyaya ödenen en yüksek ücret olarak tarihe geçti.
2002 yılında yayınladığı “Banks of England” kitabı ile hayranlarına içini döktü. Bu kitaptan dört yıl sonra İrlandalı yazar Don Mullan da Gordon Banks’in hayatını konu alan “GORDON BANKS: A Hero Who Could Fly” adlı kitapta kaleciyi başka bir bakış açısıyla okuyucuyla buluşturdu. Stoke City 2008 yılında, beş yıl formasını terleten emektar kalecisi Gordon Banks’e olan vefa borcunu kalecinin heykelini takımın hala maçlarını oynadığı Britannia Stadyumu’nun önüne dikerek bir nebze olsun ödemeye çalıştı.
"İz bırakanlar, unutulmaz..."
Efsane bugün 75 yaşında, oda çoğu insan gibi geçmişinde inişlerle çıkışlarla dolu anlar bıraktı. Ancak sade vatandaşlığından ve mütevazı çizgisinden hiçbir zaman çıkmadı. Onun ardından İngiltere Milli Takım kalesi mutluluğu bir çok kaleci de aradı ancak bulamadı. Ada’ya ondan yetenekli bir çok kaleci geldi geçti fakat her zaman Gordon Banks ismi el üstünde tutuldu .Belki de iz bırakanların neden unutulmadığını Gordon Banks’in bıraktığı ekmek kırıntılarını takip ederek bulabiliriz.
Yazılı kurallarla olmasa da futbolda herkesin bildiği ve zaman zaman dile getirdiği “atanla tutanın iyi olacak” düşüncesi futbolseverin kafasında hep bir yerlerdedir. İngiltere Milli Takımı ise bu iki etkeni pozitif olarak uzun yıllar yan yana getiremedi. Özellikle kaleci konusu yıllardır İngilizlerin korkulu rüyası oldu. Bıyıklı ağabeyimiz David Seaman ile başlayan hatalı gol yeme alışkanlığı geçtiğimiz senelerde Robert Green ile devam etti. Bu kaleci yetiştirememe sıkıntısını biraz daha gözler önüne sermek için bu sezonki İngiltere Premier Lig takımlarının 1. kalecilerine göz atalım.
20 takımlı ligde Manchester City, West Bromwich, Norwich City ve Blackburn Rovers kalelerini İngiliz eldivenlere teslim etti. Aston Villa, Bolton Wanderers, Qeens Park Rangers’ın kalelerini ise İrlandalılar koruyor. Newcastle United ve Swansea kalesinde Hollandalılar, Tottenham ve Everton filelerinde Amerikalılar korurken Liverpool ve Manchester United’ın kalelerinde İspanyollar var. Bu seçenekler dışında Arsenal Polonyalı, Chelsea Çek Cumhuriyetli, Fulham Avustralyalı, Sunderland Belçikalı, Stoke City Bosna Hersekli, Wigan Ummanlı, Wolverhampton da Gallerli kalecileri tercih etti. Dört tane İngiliz kaleci yeter de artar bile diyenler için ayrıca bir not ilave etmek istiyorum, İngiliz takımlarını seneye Avrupa kupalarında temsil edecek takımların yani ligi ilk beş içerisinde bitiren takımlardan sadece Manchester City’nin kalesini koruyan 25 yaşındaki Joe Hart İngiltere doğumlu.
2.Lig kalecisi Milli Takımda
İngiltere Premier Ligi takımlarının kaleleri benetton reklamlarındaki gibi uluslararası bir kimliğe bürünmüş durumdayken, Polonya ve Ukrayna’nın ortaklaşa düzenleyeceği Euro 2012’nin yaklaştığı şu günlerde İngiltere Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Roy Hodgson, turnuvada mücadele edecek 23 kişilik kadroyu açıkladı. Açıklar açıklamaz da İngilizlerin kaleci konusunda yaşadığı korku yine gün yüzüne çıktı. Hodgson kadroda üç kaleciye yer verdi. Birinci kaleci olarak Manchester City’nin kalecisi Joe Hart düşünülürken onun alternatifi olarak bu sezon West Ham United’la İngiltere Championship’te play-off oynayarak Premier Lig’e yükselen 31yaşındaki Robert Green kadrodaki yerini almıştı. Emniyet sibobu olarak ta Norwich City’nin 25 yaşındaki kalecisi John Ruddy son kaleci kontenjanını doldurdu. Öyle bir milli takım düşünün ki Avrupa Kupalarında ikinci kalecisini İkinci Lig’den seçiyor. Tezatlık zihinlerde oluşmadıysa birde örnekle açıklayayım. Türkiye Milli Takım teknik direktörü Abdullah Avcı'nın Euro 2012'ye Bank Asya 1.Liginde play-off oynayan ve bu sezon Spor Toto Süper Lig'e yükselen Kasımpaşaspor'un kalecisi Tolga Özgen'i ikinci kaleci olarak kadroya aldığını düşünün. İşte Roy Hodgson'ın Robert Green tercihi bile tüm bu "kalecisizlik" durumunu özetliyor.
Atanla tutanın yine tutarsız olduğu bir kadroyla yeni bir turnuvada mücadele edecek olan İngiltere bu iki değişkeni pozitife en çok yaklaştırdığı turnuvalardan birisi 1966 Dünya Kupasıydı. O sene İngilizlerin kalesini Gordon Banks koruyordu. O takım turnuva sonunda Dünya Kupasını kaldırırken alkışların bir bölümünü kaleyi koruyan adam hak ediyordu. Bu başarılı kaleci takımına yaptığı katkılar sonucunda “Banks of England” lakabına layık görüldü. Bu lakabı biraz açacak olursak “İngiltere Merkez Bankası halkın parasını nasıl koruyorsa, Gordon Banks’te İngiltere kalesini öyle koruyor.” anlamına gelen bir takma isim diyebiliriz. Gelin şimdi şampiyonluk getiren bu kalecinin hayatına daha yakından bakalım.
Gordon Banks, 1937’de Sheffield’ta dünyaya geldi, ilk kalecilik deneyimini Yorkshire kentinde okul takımında yaşadı. Gelecekte kalecilikten para kazanmayı düşünmediği için okulu bitirdikten sonra şehirdeki bir kömür işletmesinde çalışmaya başladı. Kömürcülükte aradığını bulamayan Banks bu başarısız denemeden sonra şansını bir tuğla ustasının yanında denemeye karar verdi. Fakat orada da işler istediği gibi gitmiyordu. Bir cumartesi günü bölgedeki Amatör Lig maçını izlemeye giden Banks, kalecisi rahatsızlanan Millspaugh takımının seyircilerden bir kaleci istemesi üzerine uzun süre sonra eldivenleri eline geçirip yeniden kaleye geçti. O dakikadan itibaren de hayatına kaleci olarak devam edeceğinin farkında değildi. Banks’ın o maç ve devamındaki sezonda gösterdiği performans onu bir üst ligde oynayan Romarsh takımına taşıdı. Fakat havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez Banks, Romarch formasıyla çıktığı ligin ilk iki maçında toplam 15 gol yiyince kendini bir anda alt ligdeki eski takımı Millspaugh’ta buldu.. Ancak, Banks ikinci kez geldiği Millspaugh’ta uzun süre kalmadı, o dönemin 3. Lig Kuzey Grubu’nda yer alan Chesterfield, Banks’i 1957 yılında maç başına 2 sterlin ücretle yarı-profesyonel futbol hayatına geçiş yapmasını sağladı. Banks, Chesterfield ile 23 maça çıkmıştı ki gösterdiği etkili performansla 1. Lig ekiplerinden Leicester City’nin dikkatini çekti. Leicester City 1959 yazında Chesterfield’e 7 bin sterlin bonservis bedeli ödeyerek Gordon Banks’ı renklerine kattı. Banks’in 1959 yılında başlayan Leicester kariyeri sekiz yıl sürdü. Başarılı eldiven bu süreç içerisinde Leicester City ile birlikte Wembley Stadında 1961’de Tottenham’a ve 1963’te Manchaster United’a Federasyon Kupası finalinde elendi. İki finalde elenerek büyük şansızlık yaşayan takım 1964 yılında İngiltere Lig Kupası’nı kazanarak şeytanın bacağını kırdı.
İngilizler kalecisini buldu
Leicester City’de gösterdiği performans Gordon Banks’e İngiltere Milli takımının da kapılarını araladı. İngiltere büyük beklentiler içinde gittiği Şili’de düzenlenen 1962 Dünya Kupası’na çeyrek finalde Garrincha’lı Brezilya’ya elenerek erken veda etti. Bu başarısızlığın ardından teknik direktör Walter Winterbottom’un yerine takımın başına Alf Ramsey getirildi. 1962’deki kupada İngiltere’nin kalesini Ron Springett koruyordu. Ramsey, Ada’da düzenlenecek olan 1966 Dünya Kupası öncesi elini taşın altına koydu ve kupayı kazanacak bir kadro oluşturmak için çalışmalara başladı. Ramsey, ilk iş olarak İngiltere kalesini Gordon Banks’e emanet etti. Ardından takımın diğer taşlarını oturttu.. Banks, Nisan 1963’te İskoçya ile yapılan maçta ilk defa sırtına geçirdiği milli formayı uzun bir süre çıkarmadı. 1.83 boyundaki Gordon Banks’i diğer İngiliz kaleciler arasından öne fırlamasını sağlayan özellikleri yer tutmadaki başarısı, kale çizgisindeki çabukluğu ve forvet oyuncularının hareketlerini önceden sezebilmesiydi.
İngiltere’de düzenlenen 1966 Dünya Kupasında kuralar çekilirken İngilizler ikinci torbada yer alıyordu. İngiltere, 1. grupta Fransa, Uruguay ve Meksika ile eşleşti. Grup maçlarında başarılı bir grafik çizen İngilizler üç maçta iki galibiyet ve bir beraberlikle grubu namaglûp lider tamamladı. Tabi bu performansta Gordon Banks’in katkısı göz ardı edilemezdi. Banks, 3 grup maçında da kalesini gole kapatarak takımını bir üst tura çıkmasını sağladı.
Çeyrek finalde rakip Arjantin’di. İngilizler, tangocuları Geoff Hurst’ün golüyle geçerek adını yarı finale yazdırdı. İngiltere’yi yarı finalde zorlu bir rakip bekliyordu. İngilizlerin karşısına yarı finalde Esubio’lu Portekiz çıktı. Fakat İngilizler Sir Bobby Charlton’ın attığı iki golle zor olan maçı kolaya çevirdi. Portekiz, bu gollere kupa sonunda gol kralı olarak büyük yankı uyandıran Esubio’nun ayağından gelen penaltıyla cevap verse de elenmekten kurtulamadı. İngilizler uzun bir aradan sonra finaldeydi. Gordon Banks finale kadar kalesinde sadece 1 gol gördü.
“Her başarı itinayla cezalandırılır”
İngiltere Milli takımıyla bir ilke imza atarak Dünya Kupasını kazanan Banks’i ülkesine döndüğünde kötü bir sürpriz bekliyordu. Kulübü Leicester City altyapısından yetiştirdiği 17 yaşındaki kaleci Peter Shilton ile profesyonel sözleşme imzalayıp Gordon Banks’i satış listesine koymuştu.“laf aramızda aynı Peter Shilton ilerleyen dönemde milli takım formasını 125 kez giyerek en çok İngiltere Milli takımı forması giyen oyuncu ünvanını da alacaktı.”
![]() |
| Peter Shilton ve Gordon Banks aynı kalede. |
“Dünyanın en iyi kurtarışı”
Meksika da düzenlenen 1970 Dünya Kupasında İngiltere Milli Takım teknik direktörü Alf Ramsey kaleyi yine Gordon Banks’e emanet etti. İngiltere çekilen kuralar sonucu 3. grupta Romanya, Brezilya ve Çek Cumhuriyetiyle eşleşti. Grubun ilk maçında Romanya ile karşılaşan İngilizler karşılaşmadan Geoff Hurst’un golüyle 1-0 galip ayrıldı.
Çeyrek finalde İngiltere’nin rakibi Batı Almanya’ydı, Karşılıklı gollerle normal süresi 2-2 biten karşılaşmada Batı Almanya uzatmalarda Gerd Müller ile bulduğu golle skoru 3-2’ye getirerek yarı finale ulaşan takım oldu. Batı Almanya, bi’nevi 1966 Dünya Kupasında finalde kaybettiği kupanın hesabını kesmişti. 1970 Meksika Dünya Kupasını ise finalde İtalya’yı 4-1 mağlup eden Brezilya kazandı.
İngiltere'de yılın futbolcusu bir kaleci
Dünya Kupasından döndükten sonra Stoke City kariyerine devam eden Gordon Banks, 1971 yılında gelen bir teklif üzerine bu sefer Güney Afrika Ligi takımlarından Cape Town ekibi Hellenic F.C.’de kiralık olarak üç maça çıkarak o bölge insanında gönlünü hoş tutmuştu.. Geri döndüğü yıl ise Stoke City kariyerinde zirveye çıktığı sezon olarak akıllarda kalacaktı. Banks, 1971-72 sezonunda o dönemki adıyla İngiltere Kupası şimdiki adıyla Carling Kupasında sırasıyla Southport, Oxford United, Manchester United, Bristol Rovers, WestHam United ve son olarak finalde Chelsea’yi 2-1 mağlup ederek 92 takım arasından kupaya uzanmayı başardı.
Bu kupanın kazanılmasında büyük rol oynayan Gordon Banks bu sezonki performansından dolayı “Yılın Futbolcusu” ödülüne layık görüldü. Böylece 26 sene sonra ilk kez bir kaleci Futbol Yazarları Birliği’nden yılın futbolcusu ödülünü almıştı. Stoke City de yaptığı bu yükselişin ardından yavaş yavaş milli takımdan elini ayağını çekmeye başladı tecrübeli eldiven.
İlk milli maçını oynadığı İskoçya, son milli maçında da rakipti ve Mayıs 1972’deki bu son maçı da gol yemeden tamamladı.Banks, kariyeri boyunca İngiltere Milli Takımının kalesini 73 maçta korudu. Bu maçların sadece 38’inde, toplam 57 gol yedi. Diğer 35 maçta ise kalesinde gol görmedi. Banks, A Milli formayı giydiği 73maçın 37’sinde Leicester City adına ter dökerken, 36 defa da Stoke City forması altında milli oldu.
Talihsiz kaza
Gordon Banks,1972 senesinin Ekim ayında aracının kontrolünü kaybederek trafik kazası geçirdi. Banks bu kazadan sağ salim kurtuldu fakat ünlü kalecinin sağ gözü görme yetisini büyük oranda yitirmişti. Kazanın ardından tedavi sürecinde her şey yolunda gitti ve Gordon Banks tekrar kaleye geçebilecek kadar iyi duruma geldi ancak Banks İngiltere’deki futbol yaşamına noktayı koydu. Bu talihsiz kazanın ardından toparlanıp eski yaşamına dönen Gordon Banks 1973 yazında Stoke City’nin genç takımında antrenörlüğe başladı.
![]() |
| Gordon Banks ---George Best--- Ian Turner |
Gordon Banks’in yolu 1981 yılında bu kez de beyaz perde ile kesişti, ancak bu sektöre kamera arkasından yardımcı olabildi. Yönetmenliğini John Huston’ın üstlendiği ve tarihin en iyi futbol filmleri arasında gösterilen “Zafere Kaçış” filminde Yüzbaşı Robert Hatch’i canlandıran Slyvester Stallone’yi kalecilik rolüne hazırladı. Filmde Slyvester Stallone’nin yanı sıra Oscarlı oyuncu Michael Caine, ünlü futbolcular Pele, Bobby Moore ve Osvaldo Ardilez de rol aldı.
1998 yılında Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu tarafından 1002 oyla birinci olan kaleci Lev Yashin’in ardından 717 oyla 20. yüzyılın en iyi 2. kalecisi seçildi.
“177 bin 280 dolara Dünya Kupası madalyası”
2000’li yıllarda düştüğü maddi sıkıntıdan kurtulabilmek için 1966 Dünya Kupasında İngiltere Milli Takımı’yla kazandığı altın madalyayı satışa çıkardı. Madalya’ya 177 bin 280 dolar değer biçildi, bu dünya da bir madalyaya ödenen en yüksek ücret olarak tarihe geçti.
![]() |
| Don Mullan ve Gordon Banks kitabın imza gününde. |
"İz bırakanlar, unutulmaz..."
Efsane bugün 75 yaşında, oda çoğu insan gibi geçmişinde inişlerle çıkışlarla dolu anlar bıraktı. Ancak sade vatandaşlığından ve mütevazı çizgisinden hiçbir zaman çıkmadı. Onun ardından İngiltere Milli Takım kalesi mutluluğu bir çok kaleci de aradı ancak bulamadı. Ada’ya ondan yetenekli bir çok kaleci geldi geçti fakat her zaman Gordon Banks ismi el üstünde tutuldu .Belki de iz bırakanların neden unutulmadığını Gordon Banks’in bıraktığı ekmek kırıntılarını takip ederek bulabiliriz.
.jpg)










Yorumlar
Yorum Gönder