Son dönemde yazılı ve görsel basın dünyamızın en önemli konularından birisi
Salih Uçan. Genç oyuncu oynadığı oyunla verdiği röportajlarla taraflı tarafsız
tüm futbolseverlerin sevgisini kazandı. Fakat bu oyuncunun Fenerbahçe’ye nasıl
geldiğini hiç kesin yargılarla okumadık. İşte bu yazı (ya da yönlendirme desem
daha doğru olacak sanırım) o
gizem perdesini aralamak niyetinde.
10) Fenerbahçe işi bitiriyor; Batur İle Ömer sabah ilk uçakla İzmir’e geliyor. Bektur’dan 1 milyon 550 bin euro’ya Salih’i fener’e kazandırıyorlar.
Sezonun ilk yarısında Fenerbahçe’de az süre alan ve forma giydiği dönemlerde de ürkek ve talihsiz dakikalar yaşayan Salih Uçan gelen şansları pekte iyi kullanamamıştı. Ancak genç oyuncu ligin ikinci devresine
takımı gibi iyi bir başlangıç yaptı. Bunun nedeni devre arası kampında yaptığı ağır ve ekstra antrenmanlar gösterilebilir keza genç oyuncunun bu antrenmanlardan sonra kusarken çekilen fotoğrafları hala aklımızda. Fakat Salih ilk devrenin aksine ligin ikinci yarısında bulduğu kısa zamanlarda
bile adından olumlu şekilde söz ettirdi. Bu aldığı kısa süreler son dönemde
yerini ilk 11 ile değiştirdi. Genç oyuncu özellikle son dönemde attığı gollerle
takımını sırtladı ve hücumda alternatifi çoğalttı. Bu olumlu performansları
sonucu da kendi taraftar kitlesini oluşturmayı başardı. Bu durum öyle bir hal
aldı ki Fenerbahçe’nin ilk onbirinde Salih’i göremeyince Aykut
Kocaman’a daha eleştirel bir gözle bakan taraftarlar Salih sahadayken daha
ılımlı eleştiriler ortaya koyuyordu.
Lige ve Türk futboluna yeni bir heyecan getiren bu kıvırcık saçlı çocuğun Fenerbahçe’ye
gelme sürecide oldukça ilginç. Salih transferinde masaya oturmayan kulüp
kalmamış Rubin Kazan, Kayserispor, Eskişehir, Galatasaray, Beşiktaş ve
Fenerbahçe. Bu kulüplerle akıllı ve stratejik görüşmeler yapan şuan ki Bucaspor
Başkanı Mehmet Bektur ve o dönem ki çalışma arkadaşı şimdiki Altınordu Başkanı
Mehmet Seyit Özkan. İşte o görüşmeleri ve pazarlıkları http://www.altinordu.org.tr/Editor/2/41
internet sitesinde kaleme alan Mehmet Seyit Özkan bu transferin gidişatını 10
maddeyle özetliyor;
1) İlk alıcı Rubin Kazan; Ocak 2012; Kazan’da yaşayan, oradan evli; Karadenizli
bir temsilcileri var... Görüşüyoruz. Sezon sonunda kulübü şirketleştireceğiz,
hem Salih’i alın, hem de kulüpten hisse alın, yazın gelin, diyoruz. Öncelik
hakkı diyorlar, tamam diyoruz. Yaza görüşmek üzere randevulaşıyoruz...
2) İkinci alıcı Kayseri; Süleyman Hurma çok istekli. 1yıl önce Altay’dan
Okay’ı 1 milyon Euro’ya almış. Okay’a verdiğim paradan fazla veremem, diyor. En
az 2 misli eder diyorum. Zamana bırakalım diyor. Tamam diyoruz. Böylece
Salih’in Piyasaya Sunuş Fiyatı, kafamızda Oturuyor... 2 Milyon Euro...
3) Üçüncü alıcı Eskişehir: Ersun Hoca Genç Milli Takımları bırakıp,
Eskişehir’in başına geçiyor. Hemen Salih’e talip oluyor. 2 milyon Euro diyoruz.
Biz onun yarısını bile zor veririz! diyor.
4) Dördüncü alıcı Galatasaray: Fatih Hoca’dan telefon geliyor. Ali Dürüst arayacak
diyor. Ali Bey fiyatı duyunca, büyük bir nezaketle, biz 18 yaşındaki bir çocuğa
bu parayı veremeyiz, veren varsa satın, haklısınız, diyor.
5) Beşinci alıcı Fenerbahçe: Biz
alıcıyız diyorlar. Tamam, 2 milyon Euro diyoruz. Çok diyorlar ama Aykut Hoca
Salih’in kasetlerini istiyor.
6) Altıncı alıcı Beşiktaş: Beşiktaş’ta yönetim değişiyor. Meslekten
arkadaşım Ahmet Nur Çebi 2.Başkan oluyor. Arıyorum hayırlı olsun diyorum.
Elinizde adam var mı? diyor. Kaleci Ömer’den başlayıp Trabzon’a giden Emre
Güral’a kadar, neredeyse tüm kadroyu sayıyorum :)
İşe yeni girmiş, çok istekli ama kulüpte para yok! fiyatı duyunca yok yahu!
falan diyor ! Yaa yapın bir şeyler diyor, bakıyorum arkadaştan olacağız! Bektur
ile konuş deyip, çekiliyorum.. Ahmet benimle hala küs :)
7) Birinci Alıcı Rubin Kazan: İzmir’e geliyorlar. Bektur ile birlikte
misafir ediyoruz. 2 milyon Euro diyoruz. Çok diyorlar, benim işim var,
toplantıdan ayrılıyorum. Bektur ile 1,5’tan aşağı vermeme kararı alıyoruz,
devamını Bektur götürüyor. Bektur 2. yıl için 200.000 Euro daha kabul
ettiriyor. Şirket kurulursa en az % 15 alacaklar falan. İş bitmek üzere...
8) Salih’in babası Durmuş Bey beni arıyor! Başkanım, biz size güvendik
tamam da annesiyle haritaya baktık, Kazan’ı buluncaya kadar akla karayı seçtik!
18 yaşında bir çocuk Orta Asya’ya gönderilir mi! O mülayim adam gitmiş, iyi mi!
Çok sert! Durmuş Bey tamam ama git Bektur’a da aynı fırçayı at, diyorum.
Estağfurullah başkanım diyor :)
9) Batur Altıparmak’ı ve Ömer Uzun’u arıyorum. Yaa kardeşim iş bitmek
üzere, Fener alsın bu çocuğu, pişman olmayacaklar, diyorum...
10) Fenerbahçe işi bitiriyor; Batur İle Ömer sabah ilk uçakla İzmir’e geliyor. Bektur’dan 1 milyon 550 bin euro’ya Salih’i fener’e kazandırıyorlar.
Bu süreçte beni şaşırtan bir kaç nokta var. Bunları sıralayacak olursam.
Rubin Kazan’ın kalkıp oralardan Salih gibi bir yeteneği fark edebilmesi ve
gelip oyuncuyu kadrosuna katacak noktaya gelebilmesi. Ardından Ali Dürüst’ün ‘’18
yaşında oyuncuya bu kadar para veremeyiz’’ tarzındaki talihsiz açıklaması.
Süleyman Hurma’nın Okay ile Salih’i aynı kefeye koyması, Gençlerbirliği başkanı İlhan Cavcav’ın Salih
transferinde uyuması.
Transferin hissettirdikleri var birde. Salih’in babası Durmuş bey’in oğlumu
Rusya’ya göndermeyin feryadı Türk aile yapısının özeti gibi bu tepkinin
ardından aklıma Caner Erkin geldi. Keza oda Manisaspor forması giyerken birçok
takımın transfer listesinin en tepesinde yerini almıştı fakat daha fazla para
veren Cska Moskova takımının yolunu tutmuştu ve bir nebze yaptığı transferle
geleceğini baltalamıştı. Caner de gelişme döneminde daha yakın yerleri tercih
etseydi belki de şimdi daha iyi yerlerde olabilirdi. Caner Erkin'e verdiğimiz pası aldıktan sonra Salih Uçan'a futbol yaşamında başarılar diliyorum. Ülkemizde düzenlenecek olan U20 Dünya Kupasında ayrıca başarılar diliyorum.
Salih Uçan’ın Marmarisspor'dan başlayıp Fenerbahçeyle devam eden hikayesini 2007 yılından itibaren okumak isteyenler yazının tamamına
bu linkten ulaşabilirler. http://www.altinordu.org.tr/Editor/2/41



Yorumlar
Yorum Gönder