Kimlik Bunalımındaki Altay

Son zamanlarda düşüşe geçen İzmir futbolunun bu hallere düşmesinin başlıca nedenleri ekonomik sorunlar ve şehirden ekmek yiyen köklü firmaların takımlara sponsor olmaktan koşarak kaçması. Hal böyle olunca kulüpler başarılı olmak için ya alt yapılarına ya da yaptıkları akıllı transferlere güveniyor. Tabi günümüz futbol dünyasında akıllı transfer yapmak deveye hendek atlatmaktan daha zor, kulüpler de mecburen altyapıya yöneliyor. Fakat altyapıların hali de bildiğiniz gibi içler acısı, bu yüzden bu durum bataklıkta açan nilüfer hikayesine benziyor. Hal böyle olunca parlayan bir kaç yetenek kulüplerde günü kurtarmaya yarıyor. 

Yükseliş,duraklama ve çöküş
Bu aksiyonu İzmir sınırları içerisinde en iyi gerçekleştiren kulüp Altay'dı. Süper Lig'de en çok yer alan kulüpler arasına adını yazdıran siyah beyazlılar altyapısından çok ekmek yedi. Geçtiğimiz dönemde Milli takımlara onlarca oyuncu veren, transfer politikasını bir oyuncusunu satıp onun yerine üç oyuncu alarak şekillendiren siyah-beyazlılarda o günlerden eser yok. Altay'ın altyapısındaki yükseliş, duraklama ve çöküş süreçlerini birlikte gözden geçirelim. 
Öncelikle o şaşaalı günleri hatırlamak için Altay altyapısından çıkan abilerimizi bir göz atalım. Beşiktaş'a transfer olan Ramazan Kurşunlu, İbrahim Akın, Bayram Çetin ve Tuna Üzümcü (zaten bir ara Altay Gaziantepspor'dan sonra Beşiktaş'a en çok futbolcu yetiştiren kulüp unvanını elinde bulunduruyordu.) Ardından Fenerbahçe'de izlediğimiz Toprak Kırtoğlu, Galatasaray'da şampiyonluklarına şahit olduğumuz Necati Ateş'te birer Altay altyapısı ürünü. Bu kişilere ek olarak daha az tanınmış Merter Yüce,Yakup Sertkaya, Yasin Avcı, Fatih Egedik ve Murat Karakoç gibi Anadolu takımlarına önemli katkı sağlayan isimlerde o siyah-beyaz yoldan yürüdü.   
Evet bu abileri hatırlayanların yüzünde küçük bir tebessüm oluşmuştur ya da bu anılarınıza göre farklılık gösterebilir. Altay'ın altyapısının son dönemine bakacak olursak 200 bin tl'ye Bursaspor'a satılan Mehmet Sak, Kayserispor'a 2 milyon 300 bin tl'ye satılarak kulüp tarihinin en fazla bonservis elde edilen oyuncusu rekoruna imza atan Okay Yokuşlu, 525 bin liraya Trabzonspor'un yolunu tutan Oğulcan Gökçe ve 600 bin euro'ya Eskişehirspor'a satılan gösterdiği performansla A Milli Takıma kadar yükselen Aytaç Kara.
Evet bu genç kardeşlerimizde siyah-beyazlı formayı terletip büyük kulüplerin yolunu tuttular. Ancak Altay oyuncu yetiştirme alışkanlığını yavaş yavaş yitiriyor. Bunun belirtilerinden bahsetmem gerekirse. Bu sezon ki kadroda sadece dört tane altyapı patentli oyuncu var. Bunlar kaleci Ali Şaşal Vural(23), Hüseyin Cihan Avcu(19), Sercan Karagöz(20) ve Abdülkadir Kuzey(22). Bu oyunculardan da düzenli olarak forma şansı bulan tek isim 23 yaşındaki kaleci Ali Şaşal Vural. Abdülkadir Kuzey'de zaman zaman takımın gol bulamadığı maçlarda son umut olarak oyuna giriyor. Bu genç oyuncu erozyonunu daha iyi anlamanız için son Milli maç arasında Altay'dan hiç bir oyuncunun hiç bir kategoride milli takıma çağrılmadığını da belirteyim. Geçtiğimiz dönemde Milli takımlara oyuncu göndermekten yorulan siyah beyazlılar son dönemde dükkanı kapattı.
Geleceğini satma
Yönetimler zamanında günü kurtarayım derken aslında Altay'ın geleceğini sattı. Çünkü Altay'ın yetiştirdiği bunca oyuncu takıma tam olarak katkı sağlayamadan yuvadan uçtu. Bu oyuncular kendilerini birer birer  üst liglerdeki takımlara attıkça, Altay da teker teker küme düştü. Ülkede futbolcu yetiştirmek zor, elinde tutmak daha zor, o futbolcudan faydalanmak ve zamanında satmak falan hardcore, (çirkin bir kafiye oldu farkındayım ama bozmayın) mesele bunların hepsini bir sarraf titizliğinde işlemek. Kısaca, oyuncu tam katkı sağlayacağı sezonda satılınca bir çuval incir berbat oluyor. 

Altay, Türkiye'nin yıllardır cevabını bulmaya çalıştığı "biz sanayi mi yoksa tarım ülkesi miyiz" ikilemine benzer olarak biz "altyapı odaklı bir kulüp müyüz yoksa orta yaş ve üzeri oyunculardan kurulu, transfer odaklı bir takım mıyız" sorusunun cevabını bulmalı. Eğer bu soru kısa sürede yanıtlanmazsa ve Altay yanlış şıkkı tercih ederse olduğu yerde saymayı bırakın alt liglere doğru paraşütsüz inişini sürdürür. 

Yorumlar