Son dönemde medya'da çıkan Ersun Yanal ve Fevzi Tuncay haberlerine ister istemez şahit olmuşsunuzdur. Duayen gazeteci abilerimiz Ersun Yanal'ın kalp damarlarına kaç stent takıldığını, kaç damarının tıkandığını ve daha bir çok bilgiyi öğrenip gazetelerine yansıttı hatta bu konuda birbirleriyle yarıştı. İş öyle bir boyuta geldi ki Ersun Yanala yapılan müdahaleye ondan daha hakim gazeteciler oldu. Ama tabi burada kimsenin aklına hasta ile doktor arasında gizli kalması gereken bilgiler neden basına yansır diye düşünmedi.
Ersun Yanal haberlerinin ardından karşımıza bu kez de Fevzi Tuncay çıktı. Eşine ödeyemediği 51 bin 270 milyonluk nafakayı spor dünyasının önde gelen isimleri aralarında para toplayarak ödedi ve Fevzi'yi özgürlüğüne kavuşturdu. Buraya kadar her şey normal. Sonuçta eski dostlar, abiler zor günler için var ve sıkıntılı bir dönem geçiren dostlarına ya da kardeşine yardımcı olabilirler. Ama bu yardımın isim ve miktar olarak her ayrıntısına kadar gazetelerde boy boy yazılması işin boyutunu değiştiriyor.
Şovu bırakın icraat yapın
Haber değeri taşıdığı bile tartışmalı olan konuların bu denli haber süsü verilerek önümüze sürülmesinin sebeplerinden biri de bu sürecin Milli Takım arasına denk gelmesi. Habersiz kalan gazeteci ne yapacak üç cümleyi koca sayfaya yedirecek. Ondan görüş alacak, bundan fikir alacak. Koca resimli grafikler hazırlayacak. Günlük sayfasını dolduracak. Tabi en sonunda konu "ne olacak bu Türk futbolunun ve futbolcusunun hali" cümlesiyle bağlanacak. Tüm bu goygoyu yapacağınıza o parayı veren abiler toplansın futbolcular sendikası ya da birliğinin kurulmasına ön ayak olsun.
İletişim Fakültesinde Medya ve Etik diye bir ders almıştık. Tam da bu olaylardan söz ediliyordu derste. Bir hocamızda arkadaşlar hakkı yenilenin yanında duracak vicdana sahip değilseniz bu mesleği yapmayın diyordu. Peki o rakamları marifetmiş gibi teker teker yazıp matbaaya süren arkadaşlar ne kadar gazeteci hadi onu geçtim ne kadar vicdan sahibi. Ya da komple bir soru yönelteyim. O abilerin o mevkilerde ne işi var.
Ersun Yanal haberlerinin ardından karşımıza bu kez de Fevzi Tuncay çıktı. Eşine ödeyemediği 51 bin 270 milyonluk nafakayı spor dünyasının önde gelen isimleri aralarında para toplayarak ödedi ve Fevzi'yi özgürlüğüne kavuşturdu. Buraya kadar her şey normal. Sonuçta eski dostlar, abiler zor günler için var ve sıkıntılı bir dönem geçiren dostlarına ya da kardeşine yardımcı olabilirler. Ama bu yardımın isim ve miktar olarak her ayrıntısına kadar gazetelerde boy boy yazılması işin boyutunu değiştiriyor.
Şovu bırakın icraat yapın
Haber değeri taşıdığı bile tartışmalı olan konuların bu denli haber süsü verilerek önümüze sürülmesinin sebeplerinden biri de bu sürecin Milli Takım arasına denk gelmesi. Habersiz kalan gazeteci ne yapacak üç cümleyi koca sayfaya yedirecek. Ondan görüş alacak, bundan fikir alacak. Koca resimli grafikler hazırlayacak. Günlük sayfasını dolduracak. Tabi en sonunda konu "ne olacak bu Türk futbolunun ve futbolcusunun hali" cümlesiyle bağlanacak. Tüm bu goygoyu yapacağınıza o parayı veren abiler toplansın futbolcular sendikası ya da birliğinin kurulmasına ön ayak olsun.
İletişim Fakültesinde Medya ve Etik diye bir ders almıştık. Tam da bu olaylardan söz ediliyordu derste. Bir hocamızda arkadaşlar hakkı yenilenin yanında duracak vicdana sahip değilseniz bu mesleği yapmayın diyordu. Peki o rakamları marifetmiş gibi teker teker yazıp matbaaya süren arkadaşlar ne kadar gazeteci hadi onu geçtim ne kadar vicdan sahibi. Ya da komple bir soru yönelteyim. O abilerin o mevkilerde ne işi var.

Yorumlar
Yorum Gönder