Unutulmayan Maçlar

İzmir’deki Alsancak ve Atatürk Statlarıyla kaç yaşında tanıştım tam olarak hatırlamıyorum, tek hatırladığım babam sayesinde çocuk yaşlarda İzmir futboluyla tanışmış olmam. O her hafta takım ayırt etmeden çoğu maça giderdi. Ben de statlara adım atabilecek yaşlara geldiğimde baba omzundaki yerimi aldım. Belki benimle maçlardaki yalnızlığını giderdi, belki de gençlik yıllarındaki hayalini gerçekleştirdi. Tam olarak bilemiyorum.(Unutmadan sorayım) O yıllarda babam, oğlunu maça götüren adam, ben ise maç içerisinde saçma sapan sorular soran çocuk oldum. Aklımda kalan ikinci net olaysa, maçlara dahil olduğum günlerde izdihama yakalanmayalım diye maçın bitimine 5 dakika kala maçtan çıkma ritüelimizdi. Babamın koruma iç güdüsüyle beni sakin ve olaysız şekilde eve götürme telaşı bizi bir çok son dakika golünden mahrum bıraktı. O yüzden stat dışından duyduğum gol sesi bir hayli fazladır.

Küçük yaşlarda edindiğim bu alışkanlık sayesinde yaşım ilerledikçe şehirde hafta sonu oynanan maçlarda takım ayırt etmeden tribündeki yerimi almamı sağladı. Sanırım bu durum bir görev ya da bir takıma bağlanma durumundan çok, futbolu sevme refleksiydi. Bu sebeple kendimi futbolu sevmek için herhangi bir renge gönül vermek zorunda hissetmedim. Başka bir açıdan bakmaya çalışırsak , bir şeye ait olamama durumu bu yıllarda başlamış olabilir. O yıllardan beri süre gelen maç arşivimde unutamadığım bir çok mücadele oldu. Ama zihnime kazınanların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bunlardan birisi de geçen günlerde oynanan 3-2’lik Altınordu-Ankaragücü karşılaşmasıydı. Bu maç beni geçmişe 90’lı yıllara kadar götürdü. Buradan hareketle hayatımda canlı olarak izlediğim, unutamadığım ve dost muhabbetlerinde üstünden geçilen maçlar geldi. Bende o maçların söz olarak uçmayıp, yazı olarak kalmasına karar verdim. Eşlik etmek isterseniz sizi aşağı satırlara alalım.

2005-2006 sezonu Altay: 2 - Antalyaspor: 1
Hikayemiz 1914 yılında kurulan ve bu sene 100. Yılını kutlayan “Büyük Altay” ile başlıyor. Bugünkü Ptt 1. Lig’de 2005-2006 sezonuydu Altay, Bursaspor, Antalyaspor ve Sakaryaspor’la ilk iki mücadelesi veriyordu. Bursa bu dörtlüden bi adım öne çıkarken. Antalya ile Altay arasında ikincilik için kıyasıya mücadele vardı. Sakaryaspor da defanstan seken topa vurmak için ceza sahası dışında iki takımın hata yapmasını kolluyordu. Tablo bu şekildeyken 21. hafta geldi çattı. Altay zirve mücadelesi verdiği Antalyaspor’u İzmir Atatürk Stadında ağırlayacaktı. Hafta içinden beri şehirde yapılan tanıtımlar, okullarda dağıtılan biletler sonrası o gün Atatürk Stadında yaklaşık 30 bin kişi yerini aldı. Altay’ın başında antrenör İsmail Avcı, Antalyaspor’da da kurt hoca Yılmaz Vural vardı. Kadrolarda bulunan isimlerden bir kaçını sayıp isimlerini yâd edelim. Altay’ın kadrosunda Cenk Tekelioğlu, Sancak Kaplan, Metin Depe, Sertan Vardar, Mehmet Şen ve Yasin Avcı var. Antalyaspor 11’inde ise kaleci Şenol Karagöl, Volkan Yaman, Ümit Aydın, Hakan Keleş, Coşkun Birdal ve Hasan Özer yer alıyor.

Play-off kapılarında çürüdük
Maç bu kadrolar eşliğinde başladı. Altay maçın başında günümüzde Akhisar Belediyespor için ter döken Sertan Vardar’la öne geçti. Bu gole Antalyaspor 41. dakikada Hakan Keleş’in penaltısıyla cevap verdi. İkinci devrenin başında Mehmet Deliorman takımını öne geçiren golü kaydetti ve galibiyetin mimarlarından oldu. Altay bu galibiyetin ardından ikinci sıraya yükseldi fakat burada fazla tutunamadı. Lig boyunca yedi evet rakamla 7 antrenör değiştiren Altay sezonu 3. sırada bitirdi. Böylece siyah-beyazlılar Sakaryaspor, Orduspor ve İstanbulspor ile Ankara 19 Mayıs Stadında oynanacak olan play-off heyecanına katıldı. Eşleşmeler sonucu Altay-Orduspor ile Sakaryaspor da İstanbulspor ile oynayacaktı. Altay Orduspor’u Fazlı Ulusoy’un penaltıdan attığı golle geçti ancak Yasin Avcı ve Metin Depe’nin kırmızı kart görmesiyle final maçından önce büyük yara aldı. Sakaryaspor normal süresi 2-2 tamamlanan maçta İstanbulspor’u penaltılarla 5-3 mağlup etmeyi başardı. İki altyapı fabrikası Süper Lig’e çıkmak için kozlarını paylaşacaktı. Sakaryaspor Marcel M’bayo ile ilk dakikalarda öne geçti. Altay bu gole Fazlı Ulusoy ile cevap verdi. İşi erken bitirmekte kararlı olan yeşil-siyahlılar Serdar Kurt ve alt liglerin golcüsü Taner Demirbaş’ın attığı iki golle Altay’ı 4-1’lik skorla İzmir’e gönderdi.

2008-2009 sezonu Karşıyaka: 3 - Boluspor: 2
İkinci öykü de İzmir’in 102 yıllık çınarı Karşıyaka’dan. Bugün ismi PTT 1. Lig olan o dönem Bank Asya diye adlandırdığımız ligde 2008-09 sezonu. Karşıyaka ligin en az para harcayarak takım kuran ikinci takımı. Fakat bu durumun aksine takım son haftalara Karabükspor, Çaykur Rizespor ve Adanaspor ile beraber play-off’u kovalıyor. Ligin bitimine iki hafta kalmış play-off için tek engel var içerideki Boluspor maçı. Karşıyaka galip gelirse play-off’a adını yazdırıyor. Puan kaybederse umutlar zorlu Rize deplasmanına kalıyor. Boluspor’da o haftalarda ilk iki sırada bulunan Manisaspor ve Diyarbakırspor’un puan kaybetmesini bekliyor. Karşıyaka’nın başında uzatmalı sevgilisi Reha Kapsal, Boluspor’un başında ise Serhat Güller var. Kadrolardaki yüzlere baktığımızda Karşıyaka’da karşımıza Kerem İnan, Fuat Erarslan, Taha Yalçıner, Cihan Yılmaz, Ferhat Kiraz , Kıvanç Karakaş ve her eve lazım olan Yunus Altun var. Boluspor cephesinde ise bugünde takımın kalesini koruyan Atacan Öztürk, Aytek Aşıkoğlu, Mustafa Cevahir, İlhan Şahin ve Tayfun Seven var.



Play-off cepte
Tribünler tıklım tıklım herkesin yüreği ağzında maç başlıyor. İlk devrenin ortalarında Boluspor Uğur Işıkal ile golü buluyor. Ardından Rıdvan Şimşek kırmızı kart görerek oyun dışında kalıyor. Bugüne kadar çoğu kritik maçta hayal kırıklığı yaşayan yeşil kırmızılı taraftarlar “buda mı gol değil” diyerek iç çekiyor. İkinci devrenin başında bu günlerde Bursaspor’da boy gösteren Ferhat Kiraz Karşıyaka’yı beraberliğe taşıyor. 3 dakika sonra İlhan Şahin Boluspor’u tekrar üstünlüğe taşıyarak taraftarların galibiyet umutlarını köreltiyor. Bu sefer Karşıyaka’yı ayağı kaldıran isim 70’te oyuna girip 74’te yeşil-kırmızılıları öne geçiren Önder Çengel oluyor. Maç tef gibi gerim gerim geriliyor. Bir yanda play-off mücadelesi bir yanda ilk iki mücadelesi. 90 artılar oynanıyor artık son şanslar ceza sahası sol çaprazdan duran top kazanıyor Karşıyaka. Her zaman ki gibi Cihan Yılmaz topun başına geçiyor. Stoperler içeride, Cihan kesiyor Fuat Erarslan kafayı vuruyor ve takımını 3-2’lik skora taşıyor. Golden sonraki dakikalarda Kıvanç Karakaş kırmızı kart görerek oyun dışı kalıyor. Maç 3-2 sonuçlanıyor. Karşıyaka play-off’u garantiliyor.

Yaktın bizi Kasımpaşa
Play-off’ta rakipler tanıdık. 3. Boluspor 6. Karşıyaka ile oynarken, 4. Kasımpaşa 5. Altay ile eşleşiyor. Play-off’lar yine Ankara’da ama bu kez dünyanın bi ucunda olduğunu sonradan anlayacağım Yenikent Asaş Stadında. İlk maç olan Boluspor karşılaşmasına arkadaşlarımla birlikte taraftar otobüsüyle gidiyoruz. Ankara sıcağında oynanan karşılaşmada 30’lu dakıkalarda Cihan Yılmaz’ın uzaktan vurduğu ve direkten geri gelen topa lanet okuyoruz. Geride kalan dakikalardan gol sesi çıkmıyor ve karşılaşmanın normal süresi 0-0 sona eriyor. Böylece penaltılara geçiyoruz nefesler tutuluyor. 10 penaltıdan sadece 5 tanesi gol çevriliyor. Bunların 3’ü Karşıyaka 2’si Boluspor cephesinden olunca yeşil-kırmızılılar final biletini kapıyor. Bir diğer final karşılaşması olan Kasımpaşa-Altay maçında normal bölümde 1-1’lik sonuç ortaya çıkıyor. Penaltılarda rakibine 4-2 üstünlük kuran Kasımpaşa finalde Karşıyaka’nın rakibi oluyor. Biz olan biteni dönüş yolunda telefonlar aracılığıyla öğreniyoruz. Bu sefer final maçına özel araçlarımızla gitme kararı alıyoruz. Karşılaşma müthiş meşale görseli ve Karşıyaka taraftarının kulak çınlatan tezahüratlarıyla başlıyor. Kaf-kaf maça fırtına gibi başlıyor, Ferhat Kiraz ile ikinci dakikada öne geçiyor. Oyunda dengeyi kurup ataklarını sıklaştıran Kasımpaşa bir kanat organizasyonunda Erhan Küçük’le golü buldu. 90 dakika bu şekilde sonuçlandı. Uzatma bölümünde mavi-beyazlı ekip 113. dakikada Hüseyin Kartal’la bir gol daha bularak Süper Lig kapısını araladı. Maçtan sonra saha karıştı bundan dolayı Karşıyaka 5 maç seyircisiz oynama cezası aldı.

2012-2013 sezonu Göztepe: 3 - Karşıyaka: 2
Hatırımda kalan üçüncü maç 89 yıllık tarihi boyunca türk futboluna ilkleri yaşatan Göztepe ve ezeli rakibi asırlık Karşıyaka arasında oynanan bir derbiden. Bu sefer çok gerilere gitmiyoruz. Ptt 1. Lig’de 2012-2013 sezonu 26. hafta. Yönetimsel ve ekonomik anlamda zor günler geçiren Karşıyaka Cihat Arslan önderliğinde play-off kovalarken. Sezona şampiyonluk parolasıyla başlayan Göztepe Kemal Kılıç yönetiminde ligde kalma mücadelesi veriyor. Kadroları zaten hatırlarsınız ancak bir kaç isme dikkat çekmek gerekirse. Karşıyaka’da Necati Yılmaz, Onur Türk, Adnan Güngör ve Banahene. Göztepe’de Ferhat Odabaşı, Orhan Taşdelen, Ali Bilgin, Herve Tum ve Ali Kuçik kadroda bulunan ama şimdi yerlerinde yeller esen isimlerdi. Hafta içinden beri gazetelerde ve forumlarda konuşulan derbi gelmiş çatmıştı. Yaklaşık 20 bin futbolseverin önünde karşılaşma başlıyordu.



Selam olsun eski yıldızlara
Göztepeli taraftarlar maçın hemen başında geçmiş dönemdeki futbol yıldızlarına yönelik üç boyutlu koreografiyle onlara selam gönderiyorlardı. Göztepe taraftarının bu jestine sahadaki oyuncular aynı güzellikte karşılık veremeyince. Karşıyaka önce Caner Ağca’nın ardından Mustafa Sevgi’nin uzaktan şutlarıyla 2-0 öne geçti. 35. dakikada oyuna eski Karşıyakalı yeni Göztepeli Şaban Genişyürek girdi. Bu değişiklik maçın da kaderini değiştirdi. 39. dakikada Karşıyaka ceza sahasında yaşanan karambolde Göztepe Ramazan Sal’ın golüyle farkı bire indirdi. Devrenin sonuna doğru sahneye Şaban çıktı ve takımını maça ortak etti. İkinci devre maç adeta yeniden başlayacaktı. İkinci yarıya temkinli çıkan iki takım maçı orta sahaya sıkıştırdı. Dengeleri değiştiren dakikalar 70’ten sonra yaşandı. Karşıyaka’da önce Sercan Türkeri ardından Şehmus Özer kırmızı kart gördü ve takım 9 kişi kaldı. Maçın sonralarına doğru sahaya iyice ağırlığını koyan Göztepe 86’da Şaban’la galibiyet sayısına ulaştı. Göztepe bu maçla kötü gidişe dur deyip ardı ardına iyi sonuçlar aldı ancak son hafta kendi sahasında Tavşanlı Linyitspor’a Agbetu’nun golüyle mağlup olunca küme düşmekten kurtulamadı. Karşıyaka ise Göztepe maçının yaralarını yavaş yavaş sardı ve ligi 9. sırada tamamladı.

2013-2014 sezonu Altınordu: 3 – Ankaragücü: 2
Anı defterinde son maç İzmir’in küllerinden doğan 90 yaşındaki takımı Altınordu ve liglerimizin köklü kulüplerinden 104 yıllık Ankaragücü arasında oynanan karşılaşmaydı. İki takımda bu sezon bir üst lige çıkmak için zirve mücadelesi veriyor. 24. hafta onları yağmurlu bir günde Dyo Alsancak Stadında karşı karşıya getirdi. Yönetimsel anlamda Türkiye’nin en kurumsal yapısına sahip olan ve ligleri bir bir atlayan kırmızı-lacivertliler duracağa benzemiyor. Teknik Direktör Hüseyin Eroğlu yönetiminde bu günlere gelen takım bu sene de liderliği kaptırmaya niyetli gözükmüyor. Ankaragücü de eski günlerine vakit kaybetmeden dönmek için çaba harcıyor. Altınordu da an itibariyle dikkat çeken oyuncular. Kaleci Evren Üstündağ, Sinan Osmanoğlu, Gökhan Yılmaz, Timur Temeltaş, Gökhan Karadeniz, Halil İbrahim Tuna ve Ozan Sol. Tüm takımı yazmış kadar oldum ama zaten Altınordu takım olarak bu günlere geldiği için bir kaç isim daha yazsam sorun olmazdı. Ankaragücünde ise Mehmet Çakır, Levent Kale, Umut Nayır, Selim Teber, Serhat Akyüz, Emre Taşdemir takımda ilk etapta dikkat çeken oyuncular.



Adım adım şampiyonluğa
Yaklaşık üç bin futbolseverin ilgi gösterdiği karşılaşma büyük beklentiler içerisinde başladı. Karşılıklı ataklarla başlayan karşılaşma orta saha mücadelesi halinde devam etti ve ilk devre bu şekilde son buldu. İkinci devre takımlar yağan yağmura eşlik ettiler adeta önce Altınordu Gökhan Karadeniz ile öne geçti. Bu golün ardından oyunda dengeyi kurmaya çalışan Ankaragücü Mehmet Erdem Uğurlu’nun kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kaldı. Bu durum sarı-lacivertlilerin Emre Taşdemir’le skora denge getirmelerini engellemedi. Fakat şeytanların söyleyecekleri bitmemişti. Bu sefer Halil İbrahim Tuna skoru Altınordu lehine çevirmeyi başarmıştı. Ama Ankaragücü’de pes edecek gibi gözükmüyordu. Bu kez Selim Teber, Gökhan Karadeniz’e nazire yapar gibi frikikten ağları buldu. Maç böyle bitecek derken sahneyi tekrar Gökhan Karadeniz aldı ve son dakikada attığı golle maça noktayı koydu. Bu sonuçla Altınordu ikinci sıradaki Alanyaspor’la puan farkını dört'e çıkarırken, üçüncü Ankaragücü ile puan farkını altı yaptı.

“Sayın yöneticiler uyanın artık”
Geçmiş yıllardan günümüze gelerek İzmir Futbolunda biraz nostalji yaptık.İzmir futbolunda son dönemdeki kötü gidişatın sorumlusu ekonomik koşullar ve sorunlar olarak belirleniyor. Ekonomimiz bozuk, çok borcumuz var diyen takımlar her sezon 10 oyuncu gönderip 15 oyuncu transfer ediyor. Bu nasıl iş anlamıyorum. Ekonomin yetersizse altyapına önem verirsin. Tamam altyapın yok. Yıllardır olmamasının sebebi ne bi' yerden başlamayı düşünmüyor musunuz. Tamam paran yok altyapında bitik, o halde elindeki parayı doğru transferlere harcamaya çalışırsın. Onu da beceremiyorsun her menajerin söylediğine inanıyorsun. Böylece transferi de eline yüzüne bulaştırıyorsun. Hal böyle olunca başarı otomatikman sana uğramıyor. Haliyle kümede kalmak başarı oluyor. Tabloya bakınca gördüğümüz üzere İzmir takımları ligde zirveye oynadığı çoğu zaman kısıtlı bütçelerle ve altyapıdan çıkardığı oyuncularla mücadele etmiş. Bunun şuan için en iyi örneği Altınordu. Kulüpte harcanan para belli ve iki yılda gelinen nokta ortada. Diğer kulüp yönetimleri hiçbir şey bilmiyorsa bir sorsunlar bu işler nasıl oluyormuş. Son olarak her sene taraftarlara "bu sene kesin şampiyonuz" edebiyatı yapıp takım kötü gidince "ama takım daha çok yeni" cümlelerine sığınan başkanlara sesleniyorum. Bu iş ne parayla, ne binlerce taraftarla ne de tecrübeyle olmuyormuş. Bir işi anca doğru sistemle yola çıkarsan başarabiliyormuşsun. Bu şekilde söylüyorum çünkü gösterdiler yapınca oluyormuş. Yıllarca uyuttuğunuz İzmir taraftarı yavaş yavaş uyanıyor. Sizde bir an önce uyansanız iyi edersiniz.

Yorumlar