Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup’ta 24. haftanın kapanış mücadelesi, ligde ilk iki sırayı paylaşanAltınordu ve Ankaragücü’nü DYO Alsancak Stadı’nda karşı karşıya getirdi. Yağmur altında oynanan, gollerin, kartların ve kora kor mücadelenin bizi 90’lı yıllara götürdüğü maçta Altınordu son dakika golüyle sahadan 3-2 galip ayrılmayı başardı. Şeytanların golleri Gökhan Karadeniz (2) ve Halil İbrahim Tuna’dan gelirken, Ankaragücü’nde Emre Taşdemir ve Selim Teber skora katkı sağlayan isimlerdi. Altınordu bu galibiyetle zirvede rahat bir nefes aldı. Bu kritik randevudan mağlup olarak ayrılan Ankaragücü ise zirve yarışında yara aldı. Bana 90’lı yıllardaki karşılaşmaları andıran bu kıran kırana mücadelenin hikayesine geçelim.
Sen İzmir’sin, kendine gel
İzmir havasının kendini Londra sandığı günlerdeyiz. İki üç gündür hava kül renginden ödün vermeyip güneşin yüzünü göstermedi, Forrest Gump misali yağmurun birkaç türüyle karşılaşmak zorunda kaldık. Pazartesi günü hava yine kasvetliydi ancak futbolsever için de bir o kadar şenlikliydi. 2. Lig Kırmızı Grup’ta liderlik mücadelesi veren geçmişe damga vurmuş ekipler Altınordu ve Ankaragücü karşı karşıya geliyordu. Altınordu’da Gökhan Karadeniz, Halil İbrahim Tuna ve Ozan Sol, Ankaragücü’nde ise Emre Taşdemir ve Mehmet Umut Nayır performanslarını merakla beklediğim oyunculardı.

Zorunlu rotasyon
Kısa bir yolculuğun ardından stada ulaştım. Turnikelerden geçtikten sonra balkon tribününü tıklım tıklım dolduran Ankaragücü taraftarını ve kapalı tribünü dolduran Altınordu taraftarını görünce uykulu taraftar modundan çıkıp maçın havasına iyice girdim. Gözlerimi kısarak takımların ilk 11’lerini çıkarmaya çalışıyordum. Altınordu’da teknik direktör Hüseyin Eroğlu, klasikleşen 4-2-3-1 dizilişini bozmazken ilk 11’de zorunlu olarak değişikliğe gitmişti. Geçen hafta kırmızı kart gören Timur Temeltaş ve onun alternatifi olan Olgay Coşkun’un yerine, normalde sağ bekte görev yapan Furkan Tuşik orta sahanın ortasında görev yapıyordu. Ankaragücü’nde de antrenör Fuat Akyüz, geçen haftaki 11’den farklı olarak cezalı Serhat Gülpınar’ın yerine Serhat Akyüz’ü, Mehmet Umut Nayır’ın yerine de Mehmet Çakır’a şans vermişti. Sarı-lacivertliler de sahaya 4-4-1-1 gibi yayılmışlardı.

Önce zemin, sonra sakatlıklar
Takımların sahaya yayılışlarını çözümledikten sonra maç başladı. Havanın yağışlı olması sebebiyle zemin topun daha hareketli olmasını sağlıyordu. Bu yüzden iki takım da ilk etapta topa alıştı. Bu alışma süreci uzun sürmedi. Önce Altınordu Halil İbrahim Tuna ile gole yaklaştı, ardından Ankaragücü Volkan Yılmaz ile golün kokusunu aldı. Bu tehlikeli ataklardan sonraMertan Caner Öztürk sakatlığından dolayı oyundan çıktı ve yerini Doğan Karakuş’a bıraktı. Dakikalar ilerledikçe oyunda dengeyi bulan Altınordu, 20. dakikada takımın maestrosu Gökhan Karadeniz’in ceza sahası dışından yaptığı plase ile gole yaklaştı ancak Ankaragücü kalecisiBayram Olgun gole izin vermedi. Bu dakikadan itibaren maç orta alana sıkıştı. Ben de gözlemlerime tribünlerde devam ettim. Daha önce hiç görmediğim genç ve büyük ihtimalle liseli bir tayfa, kapalıdaki yerini almıştı. İlginç olan olayla pek alakaları olmaması. Bunu da nereden çıkardın derseniz, maçın 25. dakikasında maç 0-0’ken takımları ligde puan farkıyla liderken, “param yok, pulum yok, sen şampiyon olmasan ziyanı yok” tezahüratının başka bir açıklaması olamazdı. İlgimi tribünlerden yeşil zemine çevirdiğimde Ankaragücü’nde Erhan Güven sakatlanarak oyunu terk ediyor ve yerini Serkan Şirin’e bırakıyordu. Bu durum saha içinde rol değişimine de neden oluyordu. Selim Teber stopere, Serkan da onun yerine ön liberoya geçti. İlk yarı bu şekilde sonuçlandı.
Atkıyı unutmayalım
Devre arasında yer değiştirirken “Eski başkan amigo” İlyas Gönen ve bandosu protokol tribününde Hakan Tartan ile beraber “İzmir Marşı’nı” söylüyorlardı. Malum, seçimlere az bir süre kaldı. Siyasetçilerin halkın arasına karıştığı nadir günlerden. Siyasetle sporun ne alakası olur ki… Yalnız Hakan Tartan’ın atkısı eksikti. Yardımcıları bir sonraki hafta diğer İzmir takımlarının maçında o açığı kapatsın.Yoksa Hakan Tartan eski Altınordululardan mı?, bilmem.
Nefes kesen dakikalar
İkinci devre soğuk havayı neskafelerle yumuşatarak içimize çektik. Kapalının solunda ilk defa yer bulmakta zorlandık. Yer bulduğumuz sıralarda da ikinci yarı başladı. Altınordu ikinci yarının başlarında oyuna ağırlığını koymaya başladı. Maçın 52. dakikasında Gökhan Karadeniz, sağ çaprazdan kullandığı serbest vuruşu ağlara göndererek takımını öne geçirdi. Arkadaşlarla yaptığımız fikir alışverişleri sonucunda, golün Juninho ve Alex’in frikiklerine benzediğine karar verdik. Bu golden sonra tribünler bandoyla birlikte iyice havaya girdi. Golün ardından teknik direktör Fuat Akyüz, 54. dakikada Levent Kale’yi oyundan alıp Mehmet Umut Nayır’ı sahaya sürdü. Bu dakikadan sonra biraz kıpırdanan sarı-lacivertliler, 65. dakikada Mehmet Erdem Uğurlu’nun Halil İbrahim Tuna’ya kontrolsüz girip kırmızı kart görmesiyle yine düşüşe geçti. Bu kartla beraber tribünler iyice galibiyet havasına girdi. Futbolda taraftarların yaptığı en büyük hata da burada başlıyor. Maçın bitimine 25 dakika var ve tribünler maçla irtibatı kesip galibiyeti kutluyor. Saha içindeki oyuncunun psikolojisini siz düşünün.
“Kara” noktayı koydu
70. dakikada Ankaragücü teknik ekibinden bir hamle daha geldi. Volkan Yılmaz çıktı, yerine Kaan Kanak girdi. Değişiklikten bir dakika sonra oluşan karambolde Ankaragücü, Emre Taşdemir’le eşitliği yakaladı. Altınordulu taraftarlarının galibiyet kutlamaları da yerini ahlara-vahlara bıraktı. Hüseyin Eroğlu, yenilen golün ardından Ozan Sol’u çıkarıp yerine Özkan Toprak’ı oyuna sürdü. 77’de sol bek Gökhan Yılmaz verkaçlarla çizgiye kadar indi ve arka direğe ortaladı. Halil İbrahim Tuna da güzel bir dokunuşla takımını 2-1 öne geçirdi. Altınordu bu kez skor bulmak için değil, skoru korumak için değişikliğe gitti. Furkan Tuşik çıktı, Samet Göker girdi. 88. dakikada Ankaragücü, Altınordu ceza sahasının hemen dışında frikik kazandı. Topun başına Selim Teber geçti, ölçtü, biçti ve takımını beraberliğe taşıdı. Hakem maça 4 dakika uzatma ekledi. Maç böyle bitecek derken, 93. dakikada Doğan Karakuş’un sağ kanattan taşıyıp ortaya çevirdiği topa Gökhan Karadeniz’in son anda dokunmasıyla skor 3-2′ye taşındı. Maç da bu skorla bitti. İki takıma beni 90’lı yıllardaki mücadeleli futbola götürdükleri ve canlı olarak izlediğim unutulmaz maçlara bir yenisini ekledikleri için teşekkürler.

Adım adım şampiyonluğa
Altınordu bu galibiyetle içerideki yenilmezlik serisini sürdürdü. Kırmızı-lacivertliler, 12 maçta yedi galibiyet, beş beraberlik aldı. Bu performansıyla Alanyaspor’a 4, Ankaragücüne’de 6 puan fark yapan Şeytanlar, ‘şampiyonluğun en büyük adayı biziz’ mesajını verdi. Takipçileri Alanyaspor ve Ankaragücünün kendi aralarında oynayacağı maçı da göz önünde bulundurursak, haksız da sayılmazlar. Maçta dikkat çeken oyuncuları saymak gerekirse. Gökhan Yılmaz, Gökhan Karadeniz ve Halil İbrahim Tuna’yı sayabilirim. İster istemez çoğu kişi sezon başından beri ligde 19 gol atıp, sekiz asist yapan Gökhan Karadeniz ve beş gol, beş asist üreten Halil İbrahim Tuna’yı ön plana çıkarıyor. Ben burada duruma kayarak müdahale etmek istiyorum. Altınordu’nun hücum aksiyonlarında beklerin önemi çok büyük. Bazı maçlarda sağ bek Kemal Cingirt, bazılarında ise Gökhan Yılmaz bindirmeleriyle takımlarının kilidi açmasında önemli rol oynuyorlar. Ankaragücü maçı da Gökhan Yılmaz’ın kilidi açtığı maçlardan birisiydi. Takımın gizli kahramanının bu kadar gizli kalmaması gerek. Altınordu, iki önemli ve aynı yerin oyuncusu cezalıyken, sağ bekte forma şansı bulamayan oyuncusuna orta sahada görev vererek en yakın takipçisini son dakika golüyle alt etti. Şeytanlar için bundan iyi bir senaryo yazılamazdı. Kırmızı Lcivertliler bu sonuçla puanını 54’e çıkararak en yakın rakibi Alanyaspor’un 4 puan önünde liderliğini sürdürdü. Altınordu haftaya İstanbul Güngörenspor deplasmanına konuk olacak.
Son dakika üzüntüsü
Ankaragücü aldığı mağlubiyetle birlikte son üç deplasman karşılaşmasından bir puan çıkararak zirve yarışında darbe aldı. Bu sonuçlarla birlikte lider Altınordu ile puan farkı 6’ya çıkarken, ikinci durumda olan Alanyaspor ile puan farkı ikiye çıktı. Maçın dikkat çeken oyuncusu, oyuna sonradan girip Altınordu ceza sahasını karıştıran 20 yaşındaki Mehmet Umut Nayır’dı. Genç oyuncu fiziği ile günümüzde modern hücum oyuncusu kriterlerine uyuyor. Ağır kaldığı konusunda eleştiriler alsa da, bunu ilerleyen dönemde çalışarak kapatabileceğini düşünüyorum. Yazının başında da belirttiğim gibi 18 yaşındaki sol bek Emre Taşdemir’i de farklı bir gözle izledim. Golünü de attı ancak maçın genelinde iyi oynadığını söyleyemem. Bir bek önce görev alanını korumalı, ardından ekstra işler yapmalı. Emre koruduğu bölgeden çok fazla açık verdi. Fakat bu günümüzde beklere bindirdiğimiz sorumluluktan kaynaklı. Artık bekler kendilerini asıl işlerinin hücum olduğuna inandırdılar ve çoğu bu yönde gelişimlerini sürdürüyor. Bence bir bekin gol ortası yapmaktan çok, koruduğu kanattan rakip oyuncuya orta yaptırmaması ya da tuttuğu adamın arka direkte boş kalıp skor yapmaması daha önemli. Ankaragücü, kaygan bir zeminde, zorlu bir deplasmanda iki kez yenik duruma düştü, üstüne son 25 dakikayı 10 kişi oynadı. 88’de 2-2’yi yakaladı ve sahnelerin akış biçimi kötünün iyisiydi. Fakat rüzgar iki dakikada tersine döndü ve Ankara temsilcisi evine puansız döndü. Ankaragücü kaybettiği puanlarla 48 puanla 3. sırada yer aldı. Sarı-lacivertliler, gelecek hafta evinde Kızılcahamamspor’u konuk edecek.
Sevinirken Göztepe forması göstermek?
Yeşil zemin üzeriden tel örgüleri aşıp tribünlere gelelim. Altınordu, Ankaragücü maçında 3.077 kişiyi stada çekerek bu sezonki taraftar rekoru kırdı. Maçın hafta içi olduğunu düşünürsek, bu fena bir rakam değil. Bunların 750’si Ankaragücü taraftarıydı. Onların da ayağına sağlık, hafta içi deplasman yapmak kolay iş değil. Altınordu tribünlerinde bir orta yol bulamadık. Bu sefer eleştireceğim nokta, tribünün çok karışık ve kimin ne olduğunun gerçekten belli olmaması. Bu durumu örnekle açıklıyorum. Maç sonunda Göztepe’nin eski amigolarından İsmail (bilen bilir) tribün duvarına çıkarak sevinen oyunculara Göztepe forması gösteriyor. Buradaki amaç ne, duruma şahit olanlar ve olayı çözümleyenler beni de aydınlatsın lütfen. Ben tribünde 50 yaş üstü adamların yakınındaydım, benim için sorun yok ama bu olaylar ilerde baş ağrıtır. Kulübün şimdiden önlem alması gerek.
Siyaset, yine mi sen?
Maçtan sonra siyaset yine peşimizi bırakmadı. Bir partinin seçim aracı maçın bitimine gelip oy istedi. Oy istemekle kalmadı, üstüne bir de ”bir baba hindi” çekti. Ama bu abinin de atkısı eksikti. Danışmanları uyarmıyor mu bu abileri? Elbette Türkiye’de sporun siyasetle hiç bir ilgisi yok, bunun aksi düşünülebilir mi?! Geçerken uğramışlardır! Neyse, siyaseti bir kenara bırakıp her iki takımı sahada verdikleri mücadeleden ötürü kutlar ve seyir zevki yüksek bir maç izlettirdikleri için tekrar teşekkür ederim.
![]() |
| 13:30′da başlayacak maçın biletleri; kapalı(Altınordu):3 tl balkon(Ankaragücü-750 adet):2 tl’den satıldı. |
İzmir havasının kendini Londra sandığı günlerdeyiz. İki üç gündür hava kül renginden ödün vermeyip güneşin yüzünü göstermedi, Forrest Gump misali yağmurun birkaç türüyle karşılaşmak zorunda kaldık. Pazartesi günü hava yine kasvetliydi ancak futbolsever için de bir o kadar şenlikliydi. 2. Lig Kırmızı Grup’ta liderlik mücadelesi veren geçmişe damga vurmuş ekipler Altınordu ve Ankaragücü karşı karşıya geliyordu. Altınordu’da Gökhan Karadeniz, Halil İbrahim Tuna ve Ozan Sol, Ankaragücü’nde ise Emre Taşdemir ve Mehmet Umut Nayır performanslarını merakla beklediğim oyunculardı.

Zorunlu rotasyon
Kısa bir yolculuğun ardından stada ulaştım. Turnikelerden geçtikten sonra balkon tribününü tıklım tıklım dolduran Ankaragücü taraftarını ve kapalı tribünü dolduran Altınordu taraftarını görünce uykulu taraftar modundan çıkıp maçın havasına iyice girdim. Gözlerimi kısarak takımların ilk 11’lerini çıkarmaya çalışıyordum. Altınordu’da teknik direktör Hüseyin Eroğlu, klasikleşen 4-2-3-1 dizilişini bozmazken ilk 11’de zorunlu olarak değişikliğe gitmişti. Geçen hafta kırmızı kart gören Timur Temeltaş ve onun alternatifi olan Olgay Coşkun’un yerine, normalde sağ bekte görev yapan Furkan Tuşik orta sahanın ortasında görev yapıyordu. Ankaragücü’nde de antrenör Fuat Akyüz, geçen haftaki 11’den farklı olarak cezalı Serhat Gülpınar’ın yerine Serhat Akyüz’ü, Mehmet Umut Nayır’ın yerine de Mehmet Çakır’a şans vermişti. Sarı-lacivertliler de sahaya 4-4-1-1 gibi yayılmışlardı.

Önce zemin, sonra sakatlıklar
Takımların sahaya yayılışlarını çözümledikten sonra maç başladı. Havanın yağışlı olması sebebiyle zemin topun daha hareketli olmasını sağlıyordu. Bu yüzden iki takım da ilk etapta topa alıştı. Bu alışma süreci uzun sürmedi. Önce Altınordu Halil İbrahim Tuna ile gole yaklaştı, ardından Ankaragücü Volkan Yılmaz ile golün kokusunu aldı. Bu tehlikeli ataklardan sonraMertan Caner Öztürk sakatlığından dolayı oyundan çıktı ve yerini Doğan Karakuş’a bıraktı. Dakikalar ilerledikçe oyunda dengeyi bulan Altınordu, 20. dakikada takımın maestrosu Gökhan Karadeniz’in ceza sahası dışından yaptığı plase ile gole yaklaştı ancak Ankaragücü kalecisiBayram Olgun gole izin vermedi. Bu dakikadan itibaren maç orta alana sıkıştı. Ben de gözlemlerime tribünlerde devam ettim. Daha önce hiç görmediğim genç ve büyük ihtimalle liseli bir tayfa, kapalıdaki yerini almıştı. İlginç olan olayla pek alakaları olmaması. Bunu da nereden çıkardın derseniz, maçın 25. dakikasında maç 0-0’ken takımları ligde puan farkıyla liderken, “param yok, pulum yok, sen şampiyon olmasan ziyanı yok” tezahüratının başka bir açıklaması olamazdı. İlgimi tribünlerden yeşil zemine çevirdiğimde Ankaragücü’nde Erhan Güven sakatlanarak oyunu terk ediyor ve yerini Serkan Şirin’e bırakıyordu. Bu durum saha içinde rol değişimine de neden oluyordu. Selim Teber stopere, Serkan da onun yerine ön liberoya geçti. İlk yarı bu şekilde sonuçlandı.
Atkıyı unutmayalım
Devre arasında yer değiştirirken “Eski başkan amigo” İlyas Gönen ve bandosu protokol tribününde Hakan Tartan ile beraber “İzmir Marşı’nı” söylüyorlardı. Malum, seçimlere az bir süre kaldı. Siyasetçilerin halkın arasına karıştığı nadir günlerden. Siyasetle sporun ne alakası olur ki… Yalnız Hakan Tartan’ın atkısı eksikti. Yardımcıları bir sonraki hafta diğer İzmir takımlarının maçında o açığı kapatsın.Yoksa Hakan Tartan eski Altınordululardan mı?, bilmem.
![]() |
| Gökhan Karadeniz takımını Alexvari bir frikik golüyle öne geçirdi. |
İkinci devre soğuk havayı neskafelerle yumuşatarak içimize çektik. Kapalının solunda ilk defa yer bulmakta zorlandık. Yer bulduğumuz sıralarda da ikinci yarı başladı. Altınordu ikinci yarının başlarında oyuna ağırlığını koymaya başladı. Maçın 52. dakikasında Gökhan Karadeniz, sağ çaprazdan kullandığı serbest vuruşu ağlara göndererek takımını öne geçirdi. Arkadaşlarla yaptığımız fikir alışverişleri sonucunda, golün Juninho ve Alex’in frikiklerine benzediğine karar verdik. Bu golden sonra tribünler bandoyla birlikte iyice havaya girdi. Golün ardından teknik direktör Fuat Akyüz, 54. dakikada Levent Kale’yi oyundan alıp Mehmet Umut Nayır’ı sahaya sürdü. Bu dakikadan sonra biraz kıpırdanan sarı-lacivertliler, 65. dakikada Mehmet Erdem Uğurlu’nun Halil İbrahim Tuna’ya kontrolsüz girip kırmızı kart görmesiyle yine düşüşe geçti. Bu kartla beraber tribünler iyice galibiyet havasına girdi. Futbolda taraftarların yaptığı en büyük hata da burada başlıyor. Maçın bitimine 25 dakika var ve tribünler maçla irtibatı kesip galibiyeti kutluyor. Saha içindeki oyuncunun psikolojisini siz düşünün.
![]() |
| Gökhan Karadeniz attığı golden sonra emekleyerek Galatasaraylı Melo’ya gönderme yaptı. |
70. dakikada Ankaragücü teknik ekibinden bir hamle daha geldi. Volkan Yılmaz çıktı, yerine Kaan Kanak girdi. Değişiklikten bir dakika sonra oluşan karambolde Ankaragücü, Emre Taşdemir’le eşitliği yakaladı. Altınordulu taraftarlarının galibiyet kutlamaları da yerini ahlara-vahlara bıraktı. Hüseyin Eroğlu, yenilen golün ardından Ozan Sol’u çıkarıp yerine Özkan Toprak’ı oyuna sürdü. 77’de sol bek Gökhan Yılmaz verkaçlarla çizgiye kadar indi ve arka direğe ortaladı. Halil İbrahim Tuna da güzel bir dokunuşla takımını 2-1 öne geçirdi. Altınordu bu kez skor bulmak için değil, skoru korumak için değişikliğe gitti. Furkan Tuşik çıktı, Samet Göker girdi. 88. dakikada Ankaragücü, Altınordu ceza sahasının hemen dışında frikik kazandı. Topun başına Selim Teber geçti, ölçtü, biçti ve takımını beraberliğe taşıdı. Hakem maça 4 dakika uzatma ekledi. Maç böyle bitecek derken, 93. dakikada Doğan Karakuş’un sağ kanattan taşıyıp ortaya çevirdiği topa Gökhan Karadeniz’in son anda dokunmasıyla skor 3-2′ye taşındı. Maç da bu skorla bitti. İki takıma beni 90’lı yıllardaki mücadeleli futbola götürdükleri ve canlı olarak izlediğim unutulmaz maçlara bir yenisini ekledikleri için teşekkürler.

Adım adım şampiyonluğa
Altınordu bu galibiyetle içerideki yenilmezlik serisini sürdürdü. Kırmızı-lacivertliler, 12 maçta yedi galibiyet, beş beraberlik aldı. Bu performansıyla Alanyaspor’a 4, Ankaragücüne’de 6 puan fark yapan Şeytanlar, ‘şampiyonluğun en büyük adayı biziz’ mesajını verdi. Takipçileri Alanyaspor ve Ankaragücünün kendi aralarında oynayacağı maçı da göz önünde bulundurursak, haksız da sayılmazlar. Maçta dikkat çeken oyuncuları saymak gerekirse. Gökhan Yılmaz, Gökhan Karadeniz ve Halil İbrahim Tuna’yı sayabilirim. İster istemez çoğu kişi sezon başından beri ligde 19 gol atıp, sekiz asist yapan Gökhan Karadeniz ve beş gol, beş asist üreten Halil İbrahim Tuna’yı ön plana çıkarıyor. Ben burada duruma kayarak müdahale etmek istiyorum. Altınordu’nun hücum aksiyonlarında beklerin önemi çok büyük. Bazı maçlarda sağ bek Kemal Cingirt, bazılarında ise Gökhan Yılmaz bindirmeleriyle takımlarının kilidi açmasında önemli rol oynuyorlar. Ankaragücü maçı da Gökhan Yılmaz’ın kilidi açtığı maçlardan birisiydi. Takımın gizli kahramanının bu kadar gizli kalmaması gerek. Altınordu, iki önemli ve aynı yerin oyuncusu cezalıyken, sağ bekte forma şansı bulamayan oyuncusuna orta sahada görev vererek en yakın takipçisini son dakika golüyle alt etti. Şeytanlar için bundan iyi bir senaryo yazılamazdı. Kırmızı Lcivertliler bu sonuçla puanını 54’e çıkararak en yakın rakibi Alanyaspor’un 4 puan önünde liderliğini sürdürdü. Altınordu haftaya İstanbul Güngörenspor deplasmanına konuk olacak.
Son dakika üzüntüsü
Ankaragücü aldığı mağlubiyetle birlikte son üç deplasman karşılaşmasından bir puan çıkararak zirve yarışında darbe aldı. Bu sonuçlarla birlikte lider Altınordu ile puan farkı 6’ya çıkarken, ikinci durumda olan Alanyaspor ile puan farkı ikiye çıktı. Maçın dikkat çeken oyuncusu, oyuna sonradan girip Altınordu ceza sahasını karıştıran 20 yaşındaki Mehmet Umut Nayır’dı. Genç oyuncu fiziği ile günümüzde modern hücum oyuncusu kriterlerine uyuyor. Ağır kaldığı konusunda eleştiriler alsa da, bunu ilerleyen dönemde çalışarak kapatabileceğini düşünüyorum. Yazının başında da belirttiğim gibi 18 yaşındaki sol bek Emre Taşdemir’i de farklı bir gözle izledim. Golünü de attı ancak maçın genelinde iyi oynadığını söyleyemem. Bir bek önce görev alanını korumalı, ardından ekstra işler yapmalı. Emre koruduğu bölgeden çok fazla açık verdi. Fakat bu günümüzde beklere bindirdiğimiz sorumluluktan kaynaklı. Artık bekler kendilerini asıl işlerinin hücum olduğuna inandırdılar ve çoğu bu yönde gelişimlerini sürdürüyor. Bence bir bekin gol ortası yapmaktan çok, koruduğu kanattan rakip oyuncuya orta yaptırmaması ya da tuttuğu adamın arka direkte boş kalıp skor yapmaması daha önemli. Ankaragücü, kaygan bir zeminde, zorlu bir deplasmanda iki kez yenik duruma düştü, üstüne son 25 dakikayı 10 kişi oynadı. 88’de 2-2’yi yakaladı ve sahnelerin akış biçimi kötünün iyisiydi. Fakat rüzgar iki dakikada tersine döndü ve Ankara temsilcisi evine puansız döndü. Ankaragücü kaybettiği puanlarla 48 puanla 3. sırada yer aldı. Sarı-lacivertliler, gelecek hafta evinde Kızılcahamamspor’u konuk edecek.
![]() |
| Karşılaşmayı 3.077 taraftar izledi. |
Yeşil zemin üzeriden tel örgüleri aşıp tribünlere gelelim. Altınordu, Ankaragücü maçında 3.077 kişiyi stada çekerek bu sezonki taraftar rekoru kırdı. Maçın hafta içi olduğunu düşünürsek, bu fena bir rakam değil. Bunların 750’si Ankaragücü taraftarıydı. Onların da ayağına sağlık, hafta içi deplasman yapmak kolay iş değil. Altınordu tribünlerinde bir orta yol bulamadık. Bu sefer eleştireceğim nokta, tribünün çok karışık ve kimin ne olduğunun gerçekten belli olmaması. Bu durumu örnekle açıklıyorum. Maç sonunda Göztepe’nin eski amigolarından İsmail (bilen bilir) tribün duvarına çıkarak sevinen oyunculara Göztepe forması gösteriyor. Buradaki amaç ne, duruma şahit olanlar ve olayı çözümleyenler beni de aydınlatsın lütfen. Ben tribünde 50 yaş üstü adamların yakınındaydım, benim için sorun yok ama bu olaylar ilerde baş ağrıtır. Kulübün şimdiden önlem alması gerek.
![]() |
| Resimdeki İzmir ilçe başkan adayını bulunuz. |
Maçtan sonra siyaset yine peşimizi bırakmadı. Bir partinin seçim aracı maçın bitimine gelip oy istedi. Oy istemekle kalmadı, üstüne bir de ”bir baba hindi” çekti. Ama bu abinin de atkısı eksikti. Danışmanları uyarmıyor mu bu abileri? Elbette Türkiye’de sporun siyasetle hiç bir ilgisi yok, bunun aksi düşünülebilir mi?! Geçerken uğramışlardır! Neyse, siyaseti bir kenara bırakıp her iki takımı sahada verdikleri mücadeleden ötürü kutlar ve seyir zevki yüksek bir maç izlettirdikleri için tekrar teşekkür ederim.






Yorumlar
Yorum Gönder