90’lı yılların ortalarında futbolculuk mesleği günümüzdeki gibi uluslararası boyut kazanmamıştı. Bol sıfırlı transferlere nadir şahit olduğumuz dönemde, uluslararası transferler de bir elin parmaklarını zor geçiyordu. Dünya futbolunda ülkeler de bu sebeple kendi ekollerini yarattı. Hollandalılar ayağa pası, İtalyanlar sert oyunları ve meşhur Katenaçyo’yu, Yugoslavlar kontra atakları kesmek için taktik faulü dünya futboluna sundu. Bu sistemleri bazı ülkeler de biraz değiştirerek kendilerine adapte etti. Bu ekoller uzun aralıklarla şahit olduğumuz Avrupa ve Dünya şampiyonalarında karşımıza çıkarken, o dönemde bu durumun örneklerine uluslar arası turnuvalarda da şahit olduk. Böylece uluslararası turnuvalar da bir nevi milli takım mücadelesi biçiminde geçiyordu.
İki puanlık sistem bırakılıp, ilk defa üç puanlık sistemin uygulandığı 1995-1996 senesindeki Şampiyonlar Ligi turnuvasında yarı finale kalan takımların yapısı da bu anlattığım olay örgüsünü kanıtlar nitelikte. 95-96 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde son dörde kalan Panathinaikos’un 24 kişilik kadrosunda sadece dört oyuncu Yunanistan sınırları içerisinden değildi. Bir başka yarı finalist olan Fransız temsilcisi Nantes’ta da 28 kişilik kadroda sadece iki tane yabancı uyruklu oyuncu bulunuyordu. Yarı finalin İtalyan temsilcisi Juventus ise 23 kişilik kadrosunda yalnızca üç yabancı oyuncuyu misafir ediyordu. Hollanda temsilcisi Ajax ise 28 kişilik kadrosunda yer alan yedi oyuncuyla yabancı oyuncu rekorunu elinde bulunduran takımdı. Yarı final karşılaşmalarından paçayı kurtaran Juventus ve Ajax 22 Mayıs 1996’da Roma Olimpiyat Stadı’nda şampiyonluk kupasını müzelerine götürmek için mücadele etmeye hak kazandı.
İki puanlık sistem bırakılıp, ilk defa üç puanlık sistemin uygulandığı 1995-1996 senesindeki Şampiyonlar Ligi turnuvasında yarı finale kalan takımların yapısı da bu anlattığım olay örgüsünü kanıtlar nitelikte. 95-96 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde son dörde kalan Panathinaikos’un 24 kişilik kadrosunda sadece dört oyuncu Yunanistan sınırları içerisinden değildi. Bir başka yarı finalist olan Fransız temsilcisi Nantes’ta da 28 kişilik kadroda sadece iki tane yabancı uyruklu oyuncu bulunuyordu. Yarı finalin İtalyan temsilcisi Juventus ise 23 kişilik kadrosunda yalnızca üç yabancı oyuncuyu misafir ediyordu. Hollanda temsilcisi Ajax ise 28 kişilik kadrosunda yer alan yedi oyuncuyla yabancı oyuncu rekorunu elinde bulunduran takımdı. Yarı final karşılaşmalarından paçayı kurtaran Juventus ve Ajax 22 Mayıs 1996’da Roma Olimpiyat Stadı’nda şampiyonluk kupasını müzelerine götürmek için mücadele etmeye hak kazandı.
AFC AJAX
90’lı yılların başında Hollanda Ligi’nde PSV Eindhoven ve Feyenord hegemonyası vardı. Ajax, 91 sezonunda takımın başına geçen ve bu sendelemelere rağmen ısrar edilen Hollandalı teknik adam Louis van Gaal ile 93 sezonuyla birlikte zirve yarışında tekrar söz sahibi oldu. Louis van Gaal, o yıllardaki Ajax kadrosuna genç ve yetenekli parçalar ekledi: İnce uzun yapısıyla kalesinde sapasağlam duran Van der Saar, de Boer kardeşler, defansın bel kemiği Blind, o zamanlar futbol hayatına gözlüksüz olarak devam eden Edgar Davids, takımı kanatlandıran Finidi George, Kiki Musampa ve Marc Overmars, hem atan hem attıran Finlandiya topraklarının en golcü ürünü Jari Litmanen, rakip yarı sahada basmadık yer bırakmayan forvet Nwankwo Kanu ve son olarak takımın 19’luk genç golcüsü Patrick Kluivert… Yavaş yavaş bir araya getirilen bu ekip, 93-94, 94-95 ve 95-96’da Hollanda Ligi şampiyonu oldu. Bu başarılara ek olarak, takım 1995 sezonunda Şampiyonlar Ligi finalinde Milan’ı 1-0 yenerek şampiyon oldu. Bunun ardından UEFA Kupası sahibi Real Zaragoza’yı da yenen Ajax, UEFA Süper Kupası’nı da koleksiyonuna ekledi.

Aynı başarıyı 1996 yılında da göstermek isteyen kırmızı-beyazlılar, turnuvada yine fırtına gibi esiyordu. Geçen senenin şampiyonu, D Grubu’nda Grasshopers, Ferencvaros ve Raul Gonzales’li, Zamorano’lu, Luis Enrique’li ve Michael Laudrup’lu Real Madrid’le eşleşti. Ajax grup maçlarından beş galibiyet, bir beraberlik çıkardı. Bu karşılaşmalarda 15 gol atıp bir gol yiyen Hollanda temsilcisi 16 puanla en yakın rakibi Real Madrid’in altı puan önünde gruptan çıkmayı başardı. Grup aşamasından sonra Ajax’ın karşısına Alman temsilcisi Matthias Sammer’in maestroluğundaki Borussia Dortmund çıktı. Ajax iki maçlı eleme usülüne göre oynanan karşılaşmaların ilkinde deplasmanda Edgar Davids ve Patrick Kluivert’ın golleriyle Amsterdam’a avantajlı skorla döndü. Hollanda’da oynanan diğer maçta da tarifeyi değiştirmeyen Ajax bu kez Kiki Musampa’nın golüyle Dortmund’u Almanya’ya 1-0 yenik gönderdi. Final için karşılarında bulunan tek engel Polonyalı Krzysztof Warzycha’nın sırtladığı Yunan kulübü Panathinaikos’tu. İlk maçta kendi sahasında rakibini konuk eden Ajax Warzycha’nın golüyle sahadan 1-0 mağlup ayrıldı ve tur şansını zora soktu. Yunanistan’da oynanacak olan karşılaşmada hata lüksü olmayan Ajax deplasmandanNordin Wooter’ın ve iki gol atarak yıldızlaşan Litmanen’in golleriyle karşılaşmadan 3-0 galip ayrıldı. Böylece Hollanda’ya final biletini cebine koyup geldi.
90’lı yılların başında Hollanda Ligi’nde PSV Eindhoven ve Feyenord hegemonyası vardı. Ajax, 91 sezonunda takımın başına geçen ve bu sendelemelere rağmen ısrar edilen Hollandalı teknik adam Louis van Gaal ile 93 sezonuyla birlikte zirve yarışında tekrar söz sahibi oldu. Louis van Gaal, o yıllardaki Ajax kadrosuna genç ve yetenekli parçalar ekledi: İnce uzun yapısıyla kalesinde sapasağlam duran Van der Saar, de Boer kardeşler, defansın bel kemiği Blind, o zamanlar futbol hayatına gözlüksüz olarak devam eden Edgar Davids, takımı kanatlandıran Finidi George, Kiki Musampa ve Marc Overmars, hem atan hem attıran Finlandiya topraklarının en golcü ürünü Jari Litmanen, rakip yarı sahada basmadık yer bırakmayan forvet Nwankwo Kanu ve son olarak takımın 19’luk genç golcüsü Patrick Kluivert… Yavaş yavaş bir araya getirilen bu ekip, 93-94, 94-95 ve 95-96’da Hollanda Ligi şampiyonu oldu. Bu başarılara ek olarak, takım 1995 sezonunda Şampiyonlar Ligi finalinde Milan’ı 1-0 yenerek şampiyon oldu. Bunun ardından UEFA Kupası sahibi Real Zaragoza’yı da yenen Ajax, UEFA Süper Kupası’nı da koleksiyonuna ekledi.

Aynı başarıyı 1996 yılında da göstermek isteyen kırmızı-beyazlılar, turnuvada yine fırtına gibi esiyordu. Geçen senenin şampiyonu, D Grubu’nda Grasshopers, Ferencvaros ve Raul Gonzales’li, Zamorano’lu, Luis Enrique’li ve Michael Laudrup’lu Real Madrid’le eşleşti. Ajax grup maçlarından beş galibiyet, bir beraberlik çıkardı. Bu karşılaşmalarda 15 gol atıp bir gol yiyen Hollanda temsilcisi 16 puanla en yakın rakibi Real Madrid’in altı puan önünde gruptan çıkmayı başardı. Grup aşamasından sonra Ajax’ın karşısına Alman temsilcisi Matthias Sammer’in maestroluğundaki Borussia Dortmund çıktı. Ajax iki maçlı eleme usülüne göre oynanan karşılaşmaların ilkinde deplasmanda Edgar Davids ve Patrick Kluivert’ın golleriyle Amsterdam’a avantajlı skorla döndü. Hollanda’da oynanan diğer maçta da tarifeyi değiştirmeyen Ajax bu kez Kiki Musampa’nın golüyle Dortmund’u Almanya’ya 1-0 yenik gönderdi. Final için karşılarında bulunan tek engel Polonyalı Krzysztof Warzycha’nın sırtladığı Yunan kulübü Panathinaikos’tu. İlk maçta kendi sahasında rakibini konuk eden Ajax Warzycha’nın golüyle sahadan 1-0 mağlup ayrıldı ve tur şansını zora soktu. Yunanistan’da oynanacak olan karşılaşmada hata lüksü olmayan Ajax deplasmandanNordin Wooter’ın ve iki gol atarak yıldızlaşan Litmanen’in golleriyle karşılaşmadan 3-0 galip ayrıldı. Böylece Hollanda’ya final biletini cebine koyup geldi.
JUVENTUS FC
90’lı yılların başında Giovanni Trapattoni’ye emanet edilen ‘yaşlı kadın’ bu ilişkiyi dört sezon sürdürebildi. Ayrılığın sebebi takımın dört yıl boyunca ligi önce Sampdoria, sonraki üç yılda da Milan’ın gerisinde bitirmesiydi. Trapattoni’den sonra takımın başına yedek kulübesinde ağzından purosunu düşürmeyen Marcello Lippi getirildi. Lippi, kadroda bulunan Peruzzi, son mohikan Toricelli, takımın yıldızı Vialli, 21’lik ince favorili Del Piero, Juventus’un şimdiki teknik direktörüAntonio Conte, Gümüş Tilki Ravenelli’ye ek olarak Sporting Lizbon’dan gelen Paulo Sousa, Marsilya’dan takıma katılan Didier Deschamps ve Napoli’den alınan Ciro Ferrara ile kadroyu güçlendirdi. Kadroda bulunan oyuncularla transfer edilenler kısa sürede takım hüviyetine kavuştu. Böylece Juventus, 94-95 sezonunun sonunda en yakın rakibine 10 puan fark atarak şampiyon oldu. Bu başarının başka bir anlamı da gelecek sezon takımın Şampiyonlar Ligi’nde boy göstermesiydi.

Yıllardır şampiyonların liginde boy gösteremeyen Juventus, tecrübeli kadrosuyla turnuvaya C Grubu’ndan giriş yaptı. C Grubu’nda Alman panzeri Borussia Dortmund, Steau Bükreş ve Rangers bulunuyordu. İtalyanlar, grup aşamasında dört galibiyet bir beraberlik ve bir mağlubiyet aldı. “Zebralar” bu karşılaşmalarda 15 gol attı, dört gol yedi ve 13 puan toplayarak grubu Dortmund’un dört puan üzerinde lider olarak tamamladı. Çeyrek finaldeki rakip ispanyol boğası Real Madrid’ti. Juventus deplasmanda oynanan ilk karşılaşmadan Raul Gonzales’in golüne engel olamadı ve sahadan 1-0 mağlup ayrıldı. Delle Alpi’de oynanan ikinci maçta taraftarının desteğimi de arkasına alan Juventus Del Piero ve Padovano’nun golleriyle yarı final biletini alarak İspanyol boğasını evine gönderdi. Yarı finalde karşılarında Fransız ekibi Nantes vardı. Juventus’un sahasında oynanan ilk maçta maçın başından itibaren işi sıkı tutan siyah-beyazlılar, karşılaşmadan Vialli ve Jugovic’in golleriyle 2-0 üstün ayrıldı. Böylece final için büyük avantaj yakaladı. İkinci maç Nantes’ın evindeydi. Karşılaşmaya Juventus iyi başladı ve maçın hemen başında Vialli’yle öne geçti. Fakat turnuvanın flaş takımlarından olan Nantes, Eddy Capron ile ilk yarı bitmeden skora denge getirdi. İkinci devrenin başında Paulo Sousa Juventus’u tekrar öne geçirdi. Nantes, bu gole turnuvada takımın skor yükünü çeken Japhet N’Doram ile yanıt verdi. Son dakikalarda da Franck Renou ile öne geçtiler ancak bu skor final için yeterli değildi. “Yaşlı Kadın” yıllar sonra Şampiyonlar Ligi’nde finale çıkıyordu.

FİNAL
Marcello Lippi Juventus’u, Louis van Gaal Ajax’ı kupayı kaldırmak için sahaya dizdi. Karşılaşma 67.000 futbolsever önünde başladı. İlk dakikalardan itibaren Juventus oyuna ağırlığını koyma çabasındaydı. Ajax’lı oyuncular da topun kıymetini bilip ayağa paslarla oyunun temposunu düşürmek istiyordu. Fakat bu taktik bazen işe yaramıyordu. İlk ciddi atak 8. dakikada Juventus’tan geldi. Torricelli topu sürerek ceza sahasına yaklaştı, Ajax defansından karşılayan olmayınca sert ve düzgün vurdu. Van der Saar topu çelmeyi başardı ancak top Ravenelli’nin önünde kaldı. O da müsait pozisyonda topu auta attı. Bu pozisyonun ardından temponun düşmesine izin vermeyen Juventus, beş dakika sonra Del Piero’nun ceza sahasına şişirdiği topaFrank de Boer’in ters kafa vuruşuna, Van der Saar’ın hatalı çıkışı eklenince Juventus Ravenelli’nin ustaca vuruşu ile 1-0 öne geçti. Oyunda dengeyi kurmaya çalışan Ajax’ın kaleyi bulan ilk şutu 22. dakikada Kiki Musampa ile geldi ancak onda da kaleci Peruzzi başarılıydı. Bu dakikadan sonra Vialli ve Del Piero’nun ataklarına, Ajax Musampa ve Finidi George’la karşılık vermeye çalıştı. Bu dakikalarda ve oyunun genelinde Juventus’un ileri üçlüsü ile Ajax’ın defansı sürekli yer değiştiriyordu. Dakikalar ilerledikçe oyunda dengeyi sağlayan Ajax 42. dakikada Kanu’ya yapılan faul sonrası ceza sahasının yakınlarında serbest vuruş kazandı. Topun başına geçen Frank de Boer plase bir vuruşla topu barajın üstünden geçirmeyi başardı. Kaleci Peruzzi topu yumrukladı ancak top Litmanen’in önünde kaldı. Usta golcü de bu fırsatı kaçırmadı ve maça denge getirdi. Golün ardından sakatlanan Conte yerini Jugoviç’e bıraktı ve ilk yarı böylece sonlandı.

İkinci yarının hemen başında Ajax’ta Musampa’nın yerine Kluivert oyuna dahil oldu. Bu devrede de roller değişmemişti, temponun yükselmesini istemeyen Ajax, isabetli paslarla topu gezdiriyordu. Oyuncularının istediklerini sahaya yansıtamadığını düşünen Lippi, 57’de Paulo Sousa’nın yerine daha savaşçı bir orta saha olan Angelo Di Livio’yu sahaya sürdü. 62. dakikada sağ kanattan korner kazanan Juventus’ta Di Livio topun başına geçti. Yanına yaklaşan Ravanelli ile oynadı. Ravenelli güzel bir vücut hareketiyle Winston Bogarde’ı ekarte etti ve vakit kaybetmeden topu içeri çevirdi. Vialli önüne doğru yuvarlanan topa düşerken vurdu fakat pozisyon Van der Saar’ın ellerinde eridi. 69’da Van Gaal sakatlanan Frank de Boer’in yerine Scholten’i oyuna aldı. Kısa paslaşmalarla Ajax yarı sahasına yerleşen Juventus, Vialli’nin ara pası Del Piero’nun sert ve düzgün şutuyla gole yaklaştı. Juventus işi normal sürede bitirmek istiyordu. Lippi, son hamlesini Ravanelli’yi oyundan alıp yerine Michel Padovano’yu alarak yaptı. Maçın artık sonuna doğru yaklaşılıyordu. Jugoviç orta sahada Scholten’den topu kaptı. Juventus kontra atağı başladı, Jugovic Padovano’nun önüne derinlemesine bir pas gönderdi. Padovano topu sürdü, düşerken vurdu top defanstan sekti, Vialli’nin önünde kaldı. Van der Saar’ı da geçen Vialli düşerken topu kaleye göndermek istedi ancak top bu kez yan ağlara takıldı.

Karşılaşmanın normal süre 1-1 sona erdi. Oyuncular önce sıvı ihtiyaçlarını giderdi, ardından uzatma devreleri için taktiklerini aldı. Bu arada Van Gaal son kozunu oynadı. Ronald de Boer’i çıkardı, yerine bir dönem Sivasspor’da da forma giyen Nordin Wooter girdi. Uzatmalara iki takımda temkinli başladı. Dakikalar orta saha mücadelesiyle bir bir eriyordu. Bu dakikalarda Ajax, Blind ile kaleyi uzaktan yoklarken, Juventus Del Piero ile pozisyon bulmaya çalışıyordu. İki takımda uzatmanın ilk devresinde sonuca gidemedi. Kısa bir aranın ardından ikinci uzatma devresi de başladı. Juventus ikinci uzatma devresinde açık ara etkili olan taraftı. Önce Jugovic’in serbest vuruşunda gole yaklaşan zebralar ardından Del Piero’nun uzaktan şutu ile kaleyi yokladı ancak gole ulaşamadı. 114. dakikada Padovano Bogarde tarafından düşürüldü. Serbest vuruşu Pessotto kullandı, Jugovic’ten seken top ceza sahası içinde bulunan Vialli’nin önünde kaldı. Vialli kendisini savunan Bogarde’dan sıyrıldı, vuruşunu yaptı ancak Van der Saar gole izin vermedi. Son dakikada, Padavona taç atışını Jugovic’e kullandı. Jugovic sol kanattan ceza sahasına girdi, topu içeride bulunan Del Piero’ya aktardı. Del Piero sert ve düzgün vurdu ancak Van der Saar yine başarılıydı. Bu son pozisyonla birlikte karşılaşma 1-1 berabere sonuçlandı ve seri penaltı atışlarına geçildi.

Yazı turanın kaybedeni mi yoksa kazananı mı bilmiyoruz ama penaltı atışlarına ilk olarak Ajax başlayacaktı. Topun başına Edgar Davids geldi. Ortaya vurduğu topu Peruzzi zorlanmadan çıkardı. Avantajı ilk penaltıdan ele geçirmek için Juventus’un ayağına iyi bir fırsat gelmişti. Ferrara sol köşeye düzgün bir vuruş yaparak takımına bir adım öne geçirdi. Ajax adına ikinci penaltıyı kullanmak için Litmanen kullanacaktı. Litmanen, Peruzzi’yi ters köşeye yatırarak takımının daha fazla geri düşmesine izin vermedi. Juventus’ta da Pessoto sol köşeye temiz bir vuruş yaparak takımının avantajını sürdürdü. Ajax’ta bu sefer topun başına Scholten geçti. O da Peruzzi’yi ters köşeye yatırdı ve takımının iddiasını sürdürmesini sağladı. Söz Padovano’daydı, sağ köşeye düzgün bir vuruşla Juventus’un üstünlüğünü korumasını sağladı. 4. penaltılarda Hollanda temsilcisinden Silooy topun başına geçti. Sağ köşeye vurduğu topu Peruzzi kurtardı ve takımının kupanın bir kulbundan tutmasını sağladı. Juventus’ta filmi mutlu sonla bitirmek için Jugovic beyaz noktaya geldi, sol köşeyi tercih eden oyuncu takımını bu golüyle Şampiyonlar Ligi Şampiyonu yaptı.

Yıllardır şampiyonların liginde boy gösteremeyen Juventus, tecrübeli kadrosuyla turnuvaya C Grubu’ndan giriş yaptı. C Grubu’nda Alman panzeri Borussia Dortmund, Steau Bükreş ve Rangers bulunuyordu. İtalyanlar, grup aşamasında dört galibiyet bir beraberlik ve bir mağlubiyet aldı. “Zebralar” bu karşılaşmalarda 15 gol attı, dört gol yedi ve 13 puan toplayarak grubu Dortmund’un dört puan üzerinde lider olarak tamamladı. Çeyrek finaldeki rakip ispanyol boğası Real Madrid’ti. Juventus deplasmanda oynanan ilk karşılaşmadan Raul Gonzales’in golüne engel olamadı ve sahadan 1-0 mağlup ayrıldı. Delle Alpi’de oynanan ikinci maçta taraftarının desteğimi de arkasına alan Juventus Del Piero ve Padovano’nun golleriyle yarı final biletini alarak İspanyol boğasını evine gönderdi. Yarı finalde karşılarında Fransız ekibi Nantes vardı. Juventus’un sahasında oynanan ilk maçta maçın başından itibaren işi sıkı tutan siyah-beyazlılar, karşılaşmadan Vialli ve Jugovic’in golleriyle 2-0 üstün ayrıldı. Böylece final için büyük avantaj yakaladı. İkinci maç Nantes’ın evindeydi. Karşılaşmaya Juventus iyi başladı ve maçın hemen başında Vialli’yle öne geçti. Fakat turnuvanın flaş takımlarından olan Nantes, Eddy Capron ile ilk yarı bitmeden skora denge getirdi. İkinci devrenin başında Paulo Sousa Juventus’u tekrar öne geçirdi. Nantes, bu gole turnuvada takımın skor yükünü çeken Japhet N’Doram ile yanıt verdi. Son dakikalarda da Franck Renou ile öne geçtiler ancak bu skor final için yeterli değildi. “Yaşlı Kadın” yıllar sonra Şampiyonlar Ligi’nde finale çıkıyordu.

FİNAL
Marcello Lippi Juventus’u, Louis van Gaal Ajax’ı kupayı kaldırmak için sahaya dizdi. Karşılaşma 67.000 futbolsever önünde başladı. İlk dakikalardan itibaren Juventus oyuna ağırlığını koyma çabasındaydı. Ajax’lı oyuncular da topun kıymetini bilip ayağa paslarla oyunun temposunu düşürmek istiyordu. Fakat bu taktik bazen işe yaramıyordu. İlk ciddi atak 8. dakikada Juventus’tan geldi. Torricelli topu sürerek ceza sahasına yaklaştı, Ajax defansından karşılayan olmayınca sert ve düzgün vurdu. Van der Saar topu çelmeyi başardı ancak top Ravenelli’nin önünde kaldı. O da müsait pozisyonda topu auta attı. Bu pozisyonun ardından temponun düşmesine izin vermeyen Juventus, beş dakika sonra Del Piero’nun ceza sahasına şişirdiği topaFrank de Boer’in ters kafa vuruşuna, Van der Saar’ın hatalı çıkışı eklenince Juventus Ravenelli’nin ustaca vuruşu ile 1-0 öne geçti. Oyunda dengeyi kurmaya çalışan Ajax’ın kaleyi bulan ilk şutu 22. dakikada Kiki Musampa ile geldi ancak onda da kaleci Peruzzi başarılıydı. Bu dakikadan sonra Vialli ve Del Piero’nun ataklarına, Ajax Musampa ve Finidi George’la karşılık vermeye çalıştı. Bu dakikalarda ve oyunun genelinde Juventus’un ileri üçlüsü ile Ajax’ın defansı sürekli yer değiştiriyordu. Dakikalar ilerledikçe oyunda dengeyi sağlayan Ajax 42. dakikada Kanu’ya yapılan faul sonrası ceza sahasının yakınlarında serbest vuruş kazandı. Topun başına geçen Frank de Boer plase bir vuruşla topu barajın üstünden geçirmeyi başardı. Kaleci Peruzzi topu yumrukladı ancak top Litmanen’in önünde kaldı. Usta golcü de bu fırsatı kaçırmadı ve maça denge getirdi. Golün ardından sakatlanan Conte yerini Jugoviç’e bıraktı ve ilk yarı böylece sonlandı.

İkinci yarının hemen başında Ajax’ta Musampa’nın yerine Kluivert oyuna dahil oldu. Bu devrede de roller değişmemişti, temponun yükselmesini istemeyen Ajax, isabetli paslarla topu gezdiriyordu. Oyuncularının istediklerini sahaya yansıtamadığını düşünen Lippi, 57’de Paulo Sousa’nın yerine daha savaşçı bir orta saha olan Angelo Di Livio’yu sahaya sürdü. 62. dakikada sağ kanattan korner kazanan Juventus’ta Di Livio topun başına geçti. Yanına yaklaşan Ravanelli ile oynadı. Ravenelli güzel bir vücut hareketiyle Winston Bogarde’ı ekarte etti ve vakit kaybetmeden topu içeri çevirdi. Vialli önüne doğru yuvarlanan topa düşerken vurdu fakat pozisyon Van der Saar’ın ellerinde eridi. 69’da Van Gaal sakatlanan Frank de Boer’in yerine Scholten’i oyuna aldı. Kısa paslaşmalarla Ajax yarı sahasına yerleşen Juventus, Vialli’nin ara pası Del Piero’nun sert ve düzgün şutuyla gole yaklaştı. Juventus işi normal sürede bitirmek istiyordu. Lippi, son hamlesini Ravanelli’yi oyundan alıp yerine Michel Padovano’yu alarak yaptı. Maçın artık sonuna doğru yaklaşılıyordu. Jugoviç orta sahada Scholten’den topu kaptı. Juventus kontra atağı başladı, Jugovic Padovano’nun önüne derinlemesine bir pas gönderdi. Padovano topu sürdü, düşerken vurdu top defanstan sekti, Vialli’nin önünde kaldı. Van der Saar’ı da geçen Vialli düşerken topu kaleye göndermek istedi ancak top bu kez yan ağlara takıldı.

Karşılaşmanın normal süre 1-1 sona erdi. Oyuncular önce sıvı ihtiyaçlarını giderdi, ardından uzatma devreleri için taktiklerini aldı. Bu arada Van Gaal son kozunu oynadı. Ronald de Boer’i çıkardı, yerine bir dönem Sivasspor’da da forma giyen Nordin Wooter girdi. Uzatmalara iki takımda temkinli başladı. Dakikalar orta saha mücadelesiyle bir bir eriyordu. Bu dakikalarda Ajax, Blind ile kaleyi uzaktan yoklarken, Juventus Del Piero ile pozisyon bulmaya çalışıyordu. İki takımda uzatmanın ilk devresinde sonuca gidemedi. Kısa bir aranın ardından ikinci uzatma devresi de başladı. Juventus ikinci uzatma devresinde açık ara etkili olan taraftı. Önce Jugovic’in serbest vuruşunda gole yaklaşan zebralar ardından Del Piero’nun uzaktan şutu ile kaleyi yokladı ancak gole ulaşamadı. 114. dakikada Padovano Bogarde tarafından düşürüldü. Serbest vuruşu Pessotto kullandı, Jugovic’ten seken top ceza sahası içinde bulunan Vialli’nin önünde kaldı. Vialli kendisini savunan Bogarde’dan sıyrıldı, vuruşunu yaptı ancak Van der Saar gole izin vermedi. Son dakikada, Padavona taç atışını Jugovic’e kullandı. Jugovic sol kanattan ceza sahasına girdi, topu içeride bulunan Del Piero’ya aktardı. Del Piero sert ve düzgün vurdu ancak Van der Saar yine başarılıydı. Bu son pozisyonla birlikte karşılaşma 1-1 berabere sonuçlandı ve seri penaltı atışlarına geçildi.

Yazı turanın kaybedeni mi yoksa kazananı mı bilmiyoruz ama penaltı atışlarına ilk olarak Ajax başlayacaktı. Topun başına Edgar Davids geldi. Ortaya vurduğu topu Peruzzi zorlanmadan çıkardı. Avantajı ilk penaltıdan ele geçirmek için Juventus’un ayağına iyi bir fırsat gelmişti. Ferrara sol köşeye düzgün bir vuruş yaparak takımına bir adım öne geçirdi. Ajax adına ikinci penaltıyı kullanmak için Litmanen kullanacaktı. Litmanen, Peruzzi’yi ters köşeye yatırarak takımının daha fazla geri düşmesine izin vermedi. Juventus’ta da Pessoto sol köşeye temiz bir vuruş yaparak takımının avantajını sürdürdü. Ajax’ta bu sefer topun başına Scholten geçti. O da Peruzzi’yi ters köşeye yatırdı ve takımının iddiasını sürdürmesini sağladı. Söz Padovano’daydı, sağ köşeye düzgün bir vuruşla Juventus’un üstünlüğünü korumasını sağladı. 4. penaltılarda Hollanda temsilcisinden Silooy topun başına geçti. Sağ köşeye vurduğu topu Peruzzi kurtardı ve takımının kupanın bir kulbundan tutmasını sağladı. Juventus’ta filmi mutlu sonla bitirmek için Jugovic beyaz noktaya geldi, sol köşeyi tercih eden oyuncu takımını bu golüyle Şampiyonlar Ligi Şampiyonu yaptı.

Yorumlar
Yorum Gönder