Futbola gönül vermiş insanlar açısından karşılaşmaların hafta sonuna sıkıştırılması büyük talihsizlik. Bu yüzden hafta içinde ekranda ya da şehirde o yeşil sahayı görme şansı varsa kalite ayırt etmeksizin o maça gidilir ya da bir şekilde takip edilir. Eğer hafta içi kuraksa hafta sonunda oynanacak olan maçın hayaliyle yaşanır. Fakat bu hafta içi Spor Toto 2. Lig takımlarının maçlarını Çarşamba günü oynaması sebebiyle kurtarılmış sınıfına giriyordu. Eğer şansınıza İzmir taraflarındaysanız bu hafta 22 sene sonra karşı karşıya gelen iki eski dosta şahitlik etme fırsatınız olacaktı. İzmirli olduğum için de böyle bir şöleni kaçırmadım. Gerçi maç sebebiyle Çarşamba gününe Cumartesi muamelesi yapmam biraz sürdü ama onu da aştım.
Boş trübünler
Maçtan önce dostlarla “ne olacak bu İzmir futbolunun ve İzmir’in hali” diye goygoylarken bir yandan da klasikleşmiş kumru yeme ritüelimizi gerçekleştiriyorduk. Derken maç saati geldi çattı gişelerden biletlerimizi temin edip turnikelerin yolunu tuttuk. Karşılaşmanın bilet fiyatları Kapalı(Altınordu) 10, Açık(Altay) 7.5 tl idi. Biz İzmir’in keskin güneşine maruz kalmamak ve gözlerimizi kısarak maç izlememek için kapalı tribünün yolunu tuttuk. Stada girdiğimizde ilk dikkatimizi çeken tabi ki koca koca boşluklar oldu. Bir İzmir derbisini neredeyse bir avuç futbolsever takip ediyordu. Ağızdan çıkacak bir sloganla yerimize oturtulmamız an meselesiydi.
Arkadaşlar arasında buna isyan ederken maçın Çarşamba günü saat 15:00’da olduğu tekrar aklımıza geldi ve sustuk. Keza benim gibi işsiz güçsüz bir adam için müthiş, çalışan sınıf için ise berbat bir gündü. Ancak bu maç haftasonu da olsa çok fazla seyirci çekeceğini sanmıyorum. Son dönemde anlamsız bir şekilde eriyip giden bir tribün kültürü var İzmir’de buda ayrı bir yazı konusu olsun.
Burası Alsancak Stadı mı?
Takımlar sahaya çıktı. İlk dikkat çeken Dyo Alsancak Stadı'nın inanılamayacak kadar güzel olan zemini ve olaylı Göztepe Karşıyaka maçında 14 maç ceza alan Şehmus Özer’in bir başka İzmir derbisiyle sahalara dönmesiydi. Dyo Alsancak Stadı’nın yenilenmiş halı gibi zemininde ağaçlı kale arkası tarafından Altay kulüp binasına doğru koşan futbolcuları hafızaya atıp dizilişi kafamda oluşturmaya çalıştım. Ancak bu durumu grafiğe dökmek anlatmaktan daha kolay sanırım.
Direkler ve kaleciler geçit vermedi
Beklenen an geldi ve maç başladı. Altay’lı oyuncuların aksine derbi tecrübesi daha az olan Altınordu takımı maça daha iyi başladı. “Şeytanlar” bu dakikalarda Ozan Sol ve Gökhan Karadeniz’le etkili pozisyonlara girdi ancak Altay’ın 23 yaşındaki kalecisi Ali Şaşal gole izin vermedi. Altay ilk yarıdaki en tehlikeli pozisyonu 45+2’de Şehmus’un kafa vuruşuyla buldu ancak direğe takıldı. Bu pozisyonla ilk devreyi de tamamlamış olduk.
Arkadaşlarla devre arasındaki konumuz Altay’ın durgunluğu ve Altınordu’nun iki beki olan Gökhan Yılmaz ve Kemal Cingirt’i ısrarla hücüma katma isteğiydi, ki bu istek maç boyunca sürdü ve bence başarıya ulaştı.İkinci devrede de Altınordu baskılı oyununa devam etti. İleri uç elemanlarıyla sonuca gidemeyen kırmızı-lacivertliler birde oyuna sonradan giren Engin Güngör ile 85. dakika da direğe takılınca moralman çöktü. İkinci devre boyunca rakibinin açığını kollayan Altay ise 88. dakika’da aradığı kontra atağı oyuna 73. dakikada giren İsmet Yükseloğlu ile yakaladı ancak bu atakta Altınordu kalecisi Ramazan başarılıydı. Böylece karşılaşma başladığı gibi berabere tamamlandı. Ligdeki diğer zirve adaylarının haftayı üç puanla kapaması ve Altınordu ile Altay'ın derbide iki puan kaybetmesi gelecek maçların daha diken üstünde geçeceğine işaret ediyor.
Şehmus’la 90 dakika?
Şimdi karşılaşmayı bir adım geri atarak değerlendirelim. Altınordu’da sağ bekte Kemal Cingirt ve ileri uçta Ozan Sol’un performansı etkileyiciydi. Ozan son vuruşlarında biraz daha mesafe kat ederse bu sezon adından çok söz ettirir. Gökhan Karadeniz takımın en yetenekli oyuncusu ancak çok top kaybı yapıyor ve oynadığı mevki o hataları kaldıracak bir yer değil.
Altay da öne çıkan isimler kaleci Ali Şaşal ve orta sahada bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle oynayan Ardahan Gündoğdu idi. Günün Altay açısından kötü performans sergileyen oyuncusu Şehmus Özer’di. Tecrübeli oyuncu ilk yarıda biraz kıpırdansa da maç kondisyonu eksikliği sebebi ile ikinci yarıda sahada aldığı bütün topları ezdi. Ümit Kayıhan’ın Murat Uluç’u oyundan almak yerine değişiklik hakkını Şehmus’tan yana kullanmasını beklerdim ama o Şehmus’a 90 dakika dayanmayı tercih etti.
Altay’ın davulcusu tüm stada yetti.
Takımlar üzerinde tribünlere de değinecek olursak. Altınordu'nun 50 yaş üstü adamlardan oluşan sıra dışı bir taraftar kitlesi var. Bu oluşum İzmir'deki en güzel taraftar topluluğu olabilir. Tatsız sin-kaf yok, gereksiz gerginlik yok. Mantıklı ve zekice iğnelemeler var. Saf futbol ve tribün zevkini tadıyorsunuz. Ancak tribünde genç insan potansiyeli çok düşük, 50 yaş üstü amcalar “üç çocuk kampanyası" için geç kalmış olabilir ama Altınordu yönetimi takım ile genç nesli kaynaştırma konusunda geç kalmamalı. Buna ek olarak birde sorum var, Altınordu tribünlerinde neden davul yok? Tribünü havaya sokan en temel öğe eksik. Neyse ki bu açığı Altay tribünlerinin davulcusu kapattı. Bu tribün emekçisi kardeşimiz kimse ellerine sağlık, açık tribünden bizi bile havaya soktu.
Sonunda olaysız derbi!
Maçtan sonra hangi takımın tribünleri daha erken salıverilecek diye düşünürken bir sürprizle karşılaştık. Normalde İzmir derbilerinin maç sonlarında olay yaşanmasın diye ev sahibi takımın seyircisi çıkarılır daha sonra misafir takım seyircisi bırakılırdı. Ama bu sefer iki takımın taraftarı da aynı anda çıktı. Aynı yoldan evlerine gittiler. En ufak bir olay da yaşanmadı demek ki bazı şeyleri başarmak çok zor değil.Haftasonu Altınordu zorlu Ankaragücü deplasmanına çıkarken, Altay ise İzmir'de Kızılcahamamspor'u konuk edecek.



Yorumlar
Yorum Gönder