Altınordu’nun dirilişinde aslan payı tabi ki kulübü şirketleştirip başına geçen Seyit Mehmet Özkan’a ait. Şeytanların başarı hikayesinden bahsedeceksek ilk etapta Seyit Mehmet Özkan’ı ve onun yolunun Altınordu ile nasıl kesiştiğini gün yüzüne çıkarmamız gerek. Seyit Mehmet Özkan, 1955 Eşrefpaşa doğumlu futbolla babasından kaçak göçek oynadığı mahalle aralarında tanıştı. Bu tanışıklık pek samimiyete kavuşmamış olacak ki, yaşamını eğitimine adayıp bunun sonucunda Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden 79 senesinde işletme mezunu olarak çıktı ve şu anda geçimini sağladığı aile şirketi olan Özkan Demir Çelik Sanayi A.Ş.’nin başına geçti.
“Asla paralı askerlerle çalışmayacağım”
Özkan, gençliğinde yeşil sahalarda sesini duyuramadı belki ama ilerleyen yaşlarda kurduğu futbol okullarıyla dikkat çekti. Peki Özkan tekrar futbol sınırları içerisine nasıl girdi? Bu sorunun cevabı 1989 senesine dayanıyor. Özkan, spor yöneticiliği alanındaki ilk deneyimini BucasporProfesyonel Şube’nin başına geçerek yaşadı. İlk senede takımın bir üst lige çıkmasına katkı sağladıktan sonra eşine “bu işler çok kirli, teşvik primleri ve konuşulanların sonu yok, bu işi bir daha yapmayacağım” diye söz vererek bir yıl süren macerayı noktaladı. Bu süreçten sonra işlerine yoğunlaşan Özkan, o zamanki Bucaspor Kulüp Başkanı Cemil Şeboy’un “gel şu takımı kurtaralım” çağrısıyla tekrar kulübün kapısından içeri girdi. Bu seferki görevi başkanlıktı. Özkan, düşme hattındaki takımın lige tutunmasına ve gelecek iki sezonda da takımın zirveye oynamasına ortam sağladı. Ancak takım bir üst lige çıkmayı başaramadı. Bu sonuçsuz kalan denemelerin ardından birçok oyuncunun ardına bakmadan kulüpten ayrılması Seyit Mehmet Özkan’ın içine oturdu. Bu durumun ardından “asla paralı askerlerle çalışmayacağım” diyerek başkanlıktan istifa etti ve Bucaspor altyapısının başına geçmeye karar verdi.
![]() |
| Salih Uçan’ın Bucaspor Futbol Akademisindeki günlerinden… |
Özkan, sonraki yıllarda Bucaspor Futbol Akademisi’ni kurdu. Seyit Mehmet Özkan Altyapı Tesislerini Bucaspor’a kazandırdı. Bucaspor’da yaptığı bu altyapı çalışmaları Hasan Kabze,Sertan Vardar, Koray Arslan ve Mehmet Batdal gibi isimlerin A Takım’a yükselmesiyle meyvesini vermeye başladı. Fakat bu altyapı başarısı yönetim katında paylaşılamayınca 1999 senesinde Seyit Mehmet Özkan’a yine yol göründü. Bucaspor’la vedalaşıp, iş hayatına ağırlık verdi. Özkan, çalışma hayatına yüklendiği bu dönemde “İş seyahatleri bahane, Avrupa futbolu şahane” mottosuyla yoluna devam etti. Bu süreçte birçok alt yapıyı ve birçok kulüp sistemini yerinde inceledi. Fakat tüm bunlar çocukların ona verdiği mutluluğun yanına yaklaşamadı. Özkan, 2006 senesinde Bucaspor Başkanı İsmet Çiftçi’nin “geri gel, projeni tamamlayalım” cümlesine önce olumlu yaklaşmadı. Kulübün şirketleştirilmesi şartını öne sürdü. Kulüp şirketleştirilmedi ama Özkan ikna edildi.
Emeğe Saygı!
Projelerine kaldığı yerden devam eden Özkan, Bucaspor Futbol Akademisi Başkanlığı döneminde Bucaspor altyapısına ilkleri yaşattı. 2006’da yola koyulan ekip, 6 sezonda Türkiye genelinde 13 kupa kazandı. İzmir’e U-15 takımıyla Avrupa’da grup birinciliği getiren ekip, 29 genci Genç Milli Takımlar seviyesine yükseltti ve A Takım düzeyinde 17 futbolcu yetiştirdi. Bu süreç alt yaş takımlarında forma giyen genç oyuncuların A takımda kendilerine yer bulmasıyla devam etti. Civar Çetin, Mehmet İncebacak, Batuhan İşçiler, Taylan Antalyalı, Emre Şahin ve Salih Uçan bu isimlerden sadece birkaçı. Altyapı bu yönde ilerlerken, aynı yıllarda Seyit Mehmet Özkan kulüpte asbaşkanlık görevini de üstlendi. Bu süreçte Bucaspor, Süper Lig’e kadar tırmandı ancak orada kalıcı olamayıp PTT 1. Lig’e geri döndü. Özkan, o yıllarda yaptıkları hataları tek cümleyle özetledi. “Gökdelen inşa etmek için yola çıktık. Ancak müteahhit işi apartman yaptık.” İniş çıkışlı grafiğin ardından kulübün girdiği ekonomik dar boğaz dolayısıyla takımda parlayan oyuncuların satılmasına karar verildi. Torric Jebrin ve Emre Güral’ı 2.1 milyon lira’ya Trabzonspor’a, Abdulkadir Özgen’i 1.3 milyon lira’ya Sivasspor’a, Kamil Ahmet Çörekçi’yi 500 bin lira’ya Kayserispor’a, Salih Uçan’ı da 3 milyon 250 bin lira’ya F.Bahçe’ye sattı. Bu transferlerden yaklaşık 7 milyon 150 bin lira gelir elde eden Bucaspor düzlüğe çıktı. Kulübe en çok geliri getiren Bucaspor Futbol Akademisi’nin ürünü Salih Uçan transferinin ardından Asbaşkan Seyit Mehmet Özkan ile Başkan Mehmet Bektur’un arasında soğuk rüzgarlar esmeye başladı. İki başkanın arasını açan konu, Salih’ten gelen bonservis bedelinin yüzde 25’inin Bucaspor Futbol Akademisi’ne aktarılmamasıydı. Seyit Mehmet Özkan, bu olaydan sonra Bucaspor Futbol Akademisi’ne verdiği beş yıllık emeğe ve alın terine saygısızlık yapıldığını Mehmet Bektur’a yazdığı mektupla kamuoyuna açıkladı ve Bucaspor’la üçüncü, yani son kez bağlarını kopardı.
![]() |
| Seyit Mehmet Özkan oyuncularıyla yakından ilgilenen bir kulüp başkanı. |
Özkan, bu ayrılığın ardından bu sefer futbola ve çocuklarına küsüp fabrikasına dönemedi. Kulüp arayışına başlayan Özkan adına, yerel basında İzmirspor dedikoduları çıktı. Fakat Seyit Mehmet Özkan, o dönem 3. Lig’de bulunan ve borçsuz Isparta Emrespor ile %50 ortaklık konusunda el sıkıştı. Her şey ayarlanmıştı, dostlarıyla vedalaşmak için geldiği Çeşme’deki sürpriz ziyaretçileri dışında. Bu ziyaretçiler Altınordu’dan Halil ve Sinan Vezircioğlu’ydu. İkili Özkan’ı önce ikna etti sonra Özkan’ın şirketleşme şartını kabul etti. Aynı günlerde Seyit Mehmet Özkan, alacakları sebebiyle Bucaspor’la ters düştü. Bucaspor, Seyit Mehmet Özkan’a borcu olan 12 milyon lira’yı ödeyecek durumunun olmadığını savunarak borcu ödeyemiyordu. Böylece işler hukuki boyutlara varmıştı ki, Bucaspor yöneticisi Sedat Çiftçi araya girerek iki tarafı ortak noktada buluşturdu. Varılan anlaşma gereği Bucaspor Futbol Akademisi’nde yetişen 81 genç futbolcu adayı, tüm profesyonellik haklarıyla birlikte Altınordu Futbol Yatırımları A.Ş.’ye verilecekti. Özkan’ın alacağı 12 milyon lira, Bucaspor FA’da yetişen ve Bucaspor’da kalan 28’i profesyonel, 68’i amatör toplam 96 genç futbolcunun herhangi bir tarihte, herhangi bir kulübe 5 yıllık süreçte satılmasından elde edilecek gelirin yüzde 50’siyle ödenmesi, mevcut genç oyuncuların satılamaması durumunda Özkan’a ödeme yapılması, bugüne kadar haczedilen tüm malların Bucaspor Kulübü’ne iade edilmesi, Salih Uçan’ın Fenerbahçe’ye satışından elde edilen gelirin yüzde 25’inin Bucaspor Kulübü tarafından Bucaspor Futbol Akademi harcamalarında kullanılması kararları yer alıyordu.
![]() |
| Yeşilyurt Tesisleri nam-ı diğer Sait Altınordu Yerleşkesi |
Özkan, Bucaspor’daki ekibini ve çocuklarını toplayıp Altınordu’ya geçti. İlk çalışma söz verildiği gibi kulübün şirketleştirilmesi yönünde oldu. Özkan, 5 milyon sermayeyle kurulan şirketin 4 milyon 960 bin liralık hissesini satın alarak kulübün en büyük hissedarı oldu. Ardından geçmişte yaptığı yanlışları yapmayarak “Altınordu Gökdeleni’nin” inşası için tuğlaları üst üste koymaya başladı. Önce tesisleşme harekatı başladı. Yeşilyurt’taki Altınordu Tesisleri restore edildi. Tesislerde bulunan sahalar İtalyan menşeli kakao ağacı kabuklarından elde edilen doğal granüllü çimle kaplandı. Yanına, 4 adet daha aynı özellikte çim saha yapıldı. Futbol için en elverişli zemin olarak FIFA tarafından sertifikalandırılan bu çim, ülkemizde Galatasarayaltyapısında da kullanılıyor. İdari ofisleri de bu bölgeye taşıyan kulüp, tek çatı altında hizmet vermeye başladı. Atılan ilk adımlarda kulübün efsanelerini de unutmayan yönetim, takımın efsane futbolcularından Sait Altınordu’ya selam çakarak tesislerin adını Sait Altınordu Yerleşkesi olarak değiştirdi.
![]() |
| Altınordu antrenmanlarını Selçuk-Efes Futbol Tesislerinde yaparken maçlarını Dyo Alsancak Stadında oynuyor. |

Altyapı Harekâtı
Seyit Mehmet Özkan, Bucaspor zamanında paralı askerlerle yaşadığı sorunları tekrar yaşamak istemiyordu. O yüzden kendi çocuklarını yetiştirmek için Zafer Bilgetay ile birlikte kolları yeniden sıvadı. Özkan, altyapıyı dört ana başlık altında topladı: Altınordu Futbol Okulları (AFO), Altınordu Eğitim Kurumu (AFEK), Altınordu Futbol Akademi (AFA) ve Gümüşordu. Şimdi bu kurumları teker teker inceleyelim. Altınordu futbol okullarında tahmin edebileceğiniz gibi klasik futbol okulu kuralları işliyor. Altınordu, şu an için 56 futbol okuluyla yaklaşık bin 500 öğrenciye hizmet veriyor. Burada fark yaratan oyuncular, Bucaspor Futbol Akademisi’nden katılan sporcular ve Türkiye’nin dört bir yanından Seyit Mehmet Özkan’ın deyimiyle scoutların cımbızla çektiği 15 yaşını aşmamış yetenekler önce Altınordu Eğitim Kurumu’na alınıyor. Ardından Akademilerde bulunan yaklaşık 125 sporcu “İyi birey, İyi vatandaş, İyi futbolcu” mottosuyla hazırlanan “Kanıta ve Kayıta Dayalı Eğitim Programları” ile yoğruluyor.
![]() |
| Altınordu’da altyapı Zafer Bilgetay, Ilie Datcu ve ekibinden soruluyor. |
![]() |
| Küçük yaştaki futbolcu adaylarına kusursuz bir eğitim veriliyor. |
A Takım Planlaması
Seyit Mehmet Özkan Altınordu’yu şirketleştirdiğinde, takım 2. Lig’den 3. Lig’e yeni düşmüştü. Özkan, Bucaspor’dan getirdiği ekipte Sadık Gündoğdu, Sait Karafırtınalar’ın yardımcısı teknik direktör Hüseyin Eroğlu ve kulübün futbol direktörü Murat Dizdar vardı. Kulüpte göreve başlanır başlanmaz hedefler de konulmuştu. Ana planda hedef 2012-13 Tertip-Düzen Yılı, 2013-14 3. Lig Şampiyonluğu, 2014-17 2. Lig, 2017-20 1. Lig, 2020-21 Süper Lig’de yer almaktı. Bir önceki sezonun kadrosunu Murat Cömert, Cihan Topaloğlu ve Mehmet Mert Özkaptan dışında tamamen revize eden ekip, yeni bir kadro kurdu. Transfer döneminde yaklaşık 15 oyuncu kadroya katıldı. Bu 15 futbolcu içinde Galatasaray altyapısında yetişen Sinan Osmanoğlu (21), Bölgesel Amatör Lig ekibi Muğlaspor’dan Ozan Sol (20), 3. Lig’de mücadele eden Manavgat Evsekispor’dan Gökhan Yılmaz (22), Tarsus İdman Yurdu’ndan Engin Güngör (26), Hatayspor’dan Özkan Toprak (26), PTT 1. Lig ekibi 1461 Trabzonspor’dan Gökhan Gümüşsu (24) ve Arif Morkaya (23) vardı. Bu oyunculara devre arasında 2. Lig ekibi Balıkesirspor’dan Coşkun Yılmaz (30) ve Gümüşordu’dan Halil İbrahim Tuna (20) eklendi. Ekip bütçeyi aşmadan “Ocean’s 11” tarzında çeşitli lig kategorilerinden ve farklı yaş gruplarından oyuncuları bir araya getirerek bir takım yarattı. Altınordu, geçen sene 3. Lig 3. Grup’ta Hüseyin Eroğlu önderliğinde Darıca Gençlerbirliği’nin altı puan önünde 76 puanla ligi lider tamamlayarak bir üst lige yükseldi.
![]() |
| Ankaragücü maçında son dakikalarda gelen golün ardından. |
![]() |
| Kulübün eski başkanı aynı zamanda amigosu İlyas Gönen, rumeli bando ve Altınordulular. |
Takımda aşağı yukarı her şey tıkırında gidiyor. Peki kulübün tribünleri ne alemde? Açıkçası takım taraftar konusunda biraz sorun yaşıyor. Sayıları az ama öz olan “50 yaş üstü adamlar” tribünlerin bir kısmını dolduruyor fakat bu sayı yeterli değil. Yine de Altınordu, İzmir’in en renkli tribünlerinden birine sahip. Yaşları 60’lara dayanmış Eski Başkan (İlyas Gönen) ve “bir baba hindi” tezahüratının maestrosu Eski Milli Atlet’in (Yaşar Tunçses-Sarı Yaşar) amigoluk yaptığı başka hangi takımda görülmüş? Şimdilik sayıları az ancak İzmir’de tribünleriyle övünen takımlardan daha iyi tribüncülük yapıyorlar. Tribünlerde küfür ve şiddet yok. Futbolcuya saygı, güzel marşlar, takıma destek ve Rumeli Bandosu var. Tabi ne olursa olsun, küllerinden doğan 90 yıllık bir takımın genç nesille bir bağ kurması gerekiyor.
![]() |
| +1 Şenliğinde kazanılan kupa sonucu yaşanılan ortak sevinç |









Yorumlar
Yorum Gönder